Son Haberler

Gece Terörü

     Ne zaman kendiliklerinden ' Anne, benim uykum geldi, ben yatıyorum. ' diyecekler, gerçekten merak ediyorum. Gece olacak diye korkar oldum resmen. Yine saat akşam altı buçuğa geliyor, birinize uyku çöktü diğerini ise sallandırıyor. Topun en ucunda Toraman efendi var. Kuyruk olarak dibinden ayrılmayan bir adet abiyle birlikte, kucağa yatırdım ve başladım: Eee eee eee eee... Konuyla süper alakasız girizgah, çok geçmeden geldi.

-Anne?
-Efendim oğlum?
-Ben pekmez içecem
-( Nöyyk? ) Tamam içeriz.
-Ama ben şimdi içecem.
-Kardeşini uyutayım, geliyorum, bekle.

     Hayret, daha fazla ısrarcı olmadan gitti. Ama altında bir şeyler olduğunu anlamalıydım. Pıtır pıtır indiğiyle çıktığı bir oldu.

-Getirdim kaşığı, hadi anneee?
-Şimdi içemeyiz oğlum, bekleyeceksin.
-Hadi anneeee, hadi anneee, hadi hadi hadiii

     Öldün mü pekmezsizlikten, hem pekmez de nereden çıktı anlamadım ki. İç desem ilaç desem içmez, tövbe. Hem de yemek kaşığı getirmiş, belli ki canı tatlı çekmiş.  Şeytan diyor, söyle çikolatanın yerini, alsın istediği kadar yesin. Neyse, şimdi aklına bir de çikolatayı düşürmeyeyim. Süper iyi, organik bir anneyim ya malum. Az sonra içiririm, bir yere gitmiyoruz ya! Baktı benden pas yok, indi alt kata oturma odasına, tv karşısına. O kendi kendini uyku uyumak zorunda olduğu için, içten içe telkin ededursun, biz Toraman efendiyle başbaşa kaldık. Eee eee eee... Yok uyumayacak, illa eziyet edecek. Peki. Tası tarağı topladık, biz de aşağı indik. Biraz bakındı, abisinin palazlanma, çimdiklenme,  yolunma tezgahından geçti, sinirler iyice gerildi. Şu büyüme hormonu ve 22.00- 02.00 gerçeği olmasa, yiyin birbirinizi. Sakin...Sakin...Sen bir annesin... Ani bir kararla yine yukarı çıkmaya karar verdim. Kendime de söz verdim ayrıca, memede uyumayacak, memede uyumak yasak, malum kitaplar öyle diyor.

-Keremcim burada kal, kardeşin uyuyunca ben aşağı ineceğim tekrar.
-Ben de gelecem.
-Yavrucum, uyusun ineceğim tekrar, seninle keyif yapacağız, sen istersen.
-Yok ben de gelecem
-İyi gel ama sessiz ol.

     Hakikaten de ağzından tek kelime çıkmadı ama yanımızda halk oyunları gösterisi oynanıyormuş kadar ses çıkardı. Bir süre sonra kardeşimi seveceğim demeye başladı, çok sevişirler malum. Israrda devam edince küçüğü bizim büyük yatağa yatırdım ki rahat sevsin, diğeri de hemen damladı zaten. Koca yatakta başka zıplayacak yer yokmuş gibi, gelmiş dibinde zıplıyor. Az öte git dedikçe, azma kıvamına geldi.

-Kağaaaaaan!
-Ben Kağan değilim ki!
-Akıl mı bıraktınız, oğlum neden böyle yapıyorsun?
-Benim uykum geldi.
-( Höyy? )

     Canıma minnet, naş naş! İyi bir hamleyle, azar işitmekten kurtulan Kahramanımız yaptığı atağın sonucuna katlanmak üzere odasına gitti. Kaldık yine başbaşa...  Işığa ve renge yüzde yüz duyarlı, kafası 360 derece dönebilen Toraman, kah yılan gibi kıvrılıp, kah tilki gibi sinsi sinsi kolumun altından etrafı seyrediyor. Sanarsın locadan bilet almış, oh anam babam. Benim de gözler kapalı, sözüm ona benim gözleri kapalı görünce kendisi de uyuyacak. Peh! Bir ara şöyle kızgın bakayım dedim, şebeklenmeye hazırlandı. Anında kapadım tekrar gözlerimi, başladım dönmeye mevlana misali, bir kıyafetim eksik. Döne döne iyice şamaroğlana dönen Toraman efendide tık yok.

-Kardeşime iyi geceler öpücüğü verecem.

     Eşek sıpası! Uyudu mu da iyi geceler öpücüğü vereceksin? Gün içinde insan gibi muamele etmeyip, sadece uyku esnasında öpücük vermek, hangi psikolojiyle örtüşmektedir? Üç gramlık uykumuzu da sattıktan sonra yine geldik oturma odasına. Başıma gelecekleri bildiğim için kanepenin ulaşılamaz en uç noktasına oturdum, ama namümkün. Nereye oturursam oturayım yine de kılcal damarlardan sızarak geldi yanımıza abi. Oturduğum yerde, tek ayak üzerinde durulacak yer yok, ama yine de orada oturacak, kardeşini sevecekmiş! Sevişmek için gece yarısını mı bekledin? Yolduğun saçların, çizdiğin suratın muhakemesi şimdi mi aklına geldi! En iyisi yatak odasına çıkayım tekrar, emzireyim de bitsin şu işkence. Tracy bacı, sen de kusura kalma artık. E.A.S.Y ( eat, activity, sleep, your time )  yönteminden D.A.Y.A ( sadece meme dayama ) yöntemine hızlıca bir geçişten sonra Kahraman alt kattan yanımıza geldi.

-Ben burda oyun oynayacam!

     Dişlerimi sıkarak, gözlerimle net bir şekilde hayır ifadesinden sonra beni hiç sallamayarak arabasını almaya gitti. Allah'ım ses çıkarmayan bir araba alsa gelse bari. Hayır diye bağırmasına bağıracağım da, bu kez de kucağımdaki korkup ağlayacak. Yatağın 3 köşesinde bir oraya bir buraya. Sen bana imtihan mısın yavrum? Yetmedi, sandalyesiyle yetişemiyor diye masasını yüklenmiş gelmiş. 

- Ne yapacaksın onunla?
- Hiiçç?
- Nasıl hiç ?
- Beşiğe çıkacam.
- Ne yapacaksın beşikte?
- Zıplayacağım!

     Koca yatağa sığamayan velet, bu sefer de beşikte gacur gucur ses çıkararak, sinir tellerimi de yerinden oynatarak başladı zıplamaya. Allah' tan sütün içindeki oksitosin devreye girdi de Toramanın göz kapaklarını açmaya mecali kalmadı. En azından biri gitti, elde var bir. Biraz oyun, biraz bağrış çağrış, ötekinin de geldi çattı uykusu. Duymamazlıktan gelme,  kaş göz yapmalar, burun kıvırmalarla tüm girişimlerimi püskürttü.

- Ben çıkıyorum Kerem.
- Sen çık, ben televizyon seyredecem, uykum gelince yatarım.
- ( Höö? ) İyi madem , ben de ışıkları kapatıyorum işte!
- Kapatmaaaaa!!!
- Ama kapatıyorum.
- Kapatma dediiiimmmm!
- Ben karışmıyorum.

     Neye karışmadığımı kendim bile anlamadım. Cümleleri art arda sıralayarak, şaşırtma ve sersemletme taktiğiyle ne kadar yanlış yaptığımı, üst katta diğer odada uyuyan Toraman efendiyi uyandırana kadar farkedemedim. Tabi ki de kuyruğu kıstırıp koşa koşa tekrar uyutmak için odasına gittim. Bu sırada yine zaman kazanan kahramanımız, ışığı açarak tv seyretmeye devam etti ama bu keyif kısa sürdü.

-Kerem?
-Hııı?
-Uyku?
-
-Sütünü nasıl içersin?
-Ben süt te içmiyceeem, uyumuycam da büyümüycem de, ayrıca kreşe de gitmiyceeem!!
-( Höyy ? )

     Bu kadar basit bir sorunun ardından gelen cevabın kompleksliği içerisinde boğuşurken bir atak daha geldi ve ağlamaya başladı. Ben kreşe gitmeycem, sen beni almaya gelmeyeceksin cümlelerini arada duyuyorum ama tam ne söylediğini de anlayamıyorum böğürmekten. Kurban olayım sus, şimdi yukarıdaki de uyanacak demeye kalmadı ki o da... Allah' ım, sen aklıma mukayet ol. Büyük ikilemden sonra ışık hızıyla Toramanın yanına çıktım, diğerini de böğürmesiye başbaşa bıraktım. Ben yukarıdan da duyabileyim diye ağlamasını güçlendiren kahramanımızı duydukça ağlama sesini yükselten Toraman, aşağıdaki sesler de kesilince tekrar uykuya daldı.

     Aşağı indiğimde ağlamanın da etkisiyle iyice uyku çökmüş olan velet-i şahane, her nedense süt içmeye karar vermiş. İkilem sonucunda ilk kendisini seçmediğim için yaşadığım vicdan azabı dolayısıyla, o an ne istese yapabilecekken, sadece süt istemesiyle sevinç yumağına dönen ben, pamuk anne modunda. Başıma gelecekleri bilsem de sırf bir yudum içsin diye bir takım istekler zincirine boyun eğdim. Sütü kendi alacak, kahve sandığı keçiboynuzu tozunu kendi dökecek, kendi karıştıracak vs vs. Odada içmeye karar verdiği sütüyle birlikte yukarı odasına çıktık. 

-Bu süt soğuk olmuş.
-Tamam ısıtayım tekrar.
-Bu süt sıcak.
-Ama sen öyle istedin ya?
-( Mecburi bir yudumdan sonra ) Ben kahveli istemiyordum ben ballı istiyordum!
- ( Hayyy )
-Ama bunun balı çok olmuş.
-Eeeeeh, yeter artık, içiyor musun içmiyor musun?
-Yok içmiycem!

   Sadece bir yudum aldığı sütü masaya bıraktı ve oyuncaklara yeltendi. Ani bir hamleyle vücudunda yakalayabildiğim yerden yakalayıp önce sıcak külodu taktım. Himmet ağa gibi çorapları eşofmanın üzerine kıvırdım ve sırtımdan terler akarak uyku tulumunu giydirdim. Israr kıyamet, adedini 6 dan 2 ye indirdiğimiz kitapları aradaki sayfaları atlayarak başladım okumaya. Dur orda bir sayfa daha varmış ta, orda karga gaaak gaak bla bla bla demiş, orayı kaçırmışım da. Eşek sıpası, madem ezbere biliyorsun da niye okutuyorsun diyecektim, şuncacık bebeyle ağız dalaşına girmeyim dedim.

-Çişim geldi.
-Hadi sallanma, çabuk ol.
-Tatam da var, sen çık!
-Tamam, kapıda bekliyorum.

     Diğerinin uyanmaması için dualar ede ede, popo silmek için hazır ve nazır bir halde kapıda bekliyorum. İşini bitirene kadar tuvalet kağıdının bir kısmını, bacaklarının üşümemesi için bacaklarına serilmiş, bir kısmını da sanatsal çalışmalar için yere serilmiş halde buldum. Bu kez ses etmedim, edemedim. İşlem tamamlandıktan sonra tekrar yakalama, zorla giydirme ve yatağa ikna çabaları aşamaları var daha. Gücümü harcamamalıydım böyle basit şeyler için. Daha odaya geçmeden her nasılsa susamış! Allah' ım, geliyorum.

- Yatakta bekliyorsun ve yerinden kalkmıyorsun!
- Tamam.
- Oturmuyorsun da, yatıyorsun sadece.
- Tamam dediiim.

Söylene söylene mutfağa indim, yarım bardak su koydum. Bir yudumdan sonra, ağzındakini tekrar bardağa boşaltma hareketlerine başlayınca sinir katsayım karelendiğini farkettiği gibi bardağı yere koydu. Son bir çabayla: 

-Ben uyumuycam!
-Yatıyorsun Kerem
-Yatarım ama gözlerimi kapatmıycam!
-He heee, tamam.

Öylece, birbirimize sarılarak uyuyakaldık. Çok geçmeden Toraman' ın sesi. Ne ara uyandın? Pış pış pış pış.  Çok şükür... İkisi de uyuyor. Olabildiğince sessiz yatağıma geçtim, en azından yarım saat uyurlar diye geçirdim içimden. Ben boşa hayaller kurarken, uykuya tam dalamamış Toraman uyandı. Pış pış pış... İşe yaramayınca hemen D.A.Y.A yöntemi ile uykuya kesin geçiş yaptık. Yorgunluktan öylece uyuyakalmışım. Artık ne kadar uyudum bilmiyorum, art arda, çığlık çığlığa anneeeeee diye bağırıyor. Canına yandığım, bağırma geliyorum demeye bile fırsat yok. Zaten yeni uyutmuşum diğerini, sus güzel çocuğum.

-Ne var?
-Orda mısın?
-( Hayyy ) Evet oğlum , burdayım, sen hiç merak etme, hiç bir yere gitmem.

Sanki istesem gidebileceğim!  
Üstümü örtmezsem uyumam nasılsa mantığıyla bu kez de, üstüm açık olarak abinin yatağında uyuyakalıyorum. Süper zekamı kutlayarak, bir süre sonra diğer ağlamayla diğer odaya. Gece boyu kah abi yatağında kah memede geceyi maymun ediyorum. Saate hiç bakmıyorum ki kaç kez kalktığımı, hangi saat aralıklarıyla kalktığımı bilmeyeyim, cinnet geçirmeyeyim diye.  Bu kez, sizin için saate bakma gafletinde bulundum: saat 6.55

Herkese günaydın





0 Yorum Yaz “Gece Terörü