Büyükler ne demiş? Her şey kararınca. Azı karar, çoğu zarar. Doğru söylemişler. Bu hafta sonu izlediğim tiyatronun konusu da tam olarak bu.
Anne, tiyatro ne demek? Yani bazı abiler, ablalar, amcalar, teyzeler konuşacaklar, oyun oynayacaklar. Müzik, renkli ışıklar var. Kukla konuşturma gibi. Nasıl yani, kuklalar mı konuşacak ? Yani öyle bir şey işte, gidince görürsün. Vallahi çok açıklayıcı oldu, sağol anne! Kızılay' a dolmuşla geldikten sonra, Akay kavşağına doğru yokuş yukarı yürüdük. Yürürken hopladım, zıpladım, çok ta üşüdüm. Annem Pembe Kurbağa' nın yerini sorunca ayıldım tekrar, sahi, tiyatro için gelmiştik değil mi, hoplayıp zıplamaya değil. Bir apartmanın önüne geldik, dışarısı varken ne yapıyım ben apartmanı. Birinci kata çıkarken, bendeniz tiyatroya gitmekten vazgeçtim tabi ki. Sadece bir bakıp çıkarız, beğenmezsek girmeyiz nidaları eşliğinde soluğu kapıda aldık. Al işte, içeriden çoluk çocuk sesi geliyor, hiç sevmediğim ortamlar! Başlamasına da 1-2 dk varmış, hadi başlamadan gidelim.
Girişteki ablaların ' Hoş geldin küçük adam, nasılsın? Çok yakışıklısın ' vs. gibi aldatmacalarına kanmadım ama annemin hatrı için girmeye karar verdim. Hem o kadar yokuş çıktık, en azından dinleniriz. Galoş giymemiz gerekiyormuş, haydiiii! Ağlayacaktım önce, oradakilerden çekindim, dudaklarımı büzüştürmekle geçirdim. Hani sadece bakıp çıkacaktık anne? Seni kandırıkçı... Aslında ağlayıp orayı dar ederdim herkese, annemin de sırtından ter akıtıp, içinden bir daha seni getireni cümlelerini geçirtirdim de... Yazık günah. Şu kadının bir kez de hevesi kursağında kalmasın istedim. Birazcık ta merak ettiğim doğrudur. İçeri adımı attık. Hah, al bir de burdan yak. Yer kalmamış, tıklım tıklım dolu, şahane!
Milletin ayak bastığı amfi basamağına sokulduk annemle. Sahneye bakış açısı idare ederdi. Ebeveynlerle birlikte 20-30 kişi vardık. Perde açıldı, sahneye tuhaf adamlar, abiler, ablalar geldi. Konuşmalar, piyano eşliğinde şarkılar, renkli ışıklar... Delirmişler herhalde dedim, delileri izlemek için bir de para verdik. Sonrasında da iyice gevşedim, neticede onlar da deli benim gibi. Rollerine de çok iyi hazırlanmışlar, emek vermişler, içten oynadılar. Çok beğendim doğrusu. 3-10 yaş oyunu olmasına rağmen 50 dk süren oyunu dikkatlice dinledim. Bizleri de oyuna katmaya çalıştılar, kimse oralı olmadı gerçi ! Hele bir de ' Hepiniz bizim karınca arkadaşlarımızsınız, hadi hep birlikte karınca olalım.' dediklerinde itirazımı sundum. Ben karınca değilim, ben bir insanım!
Derken oyun bitti... Keşke bitmeseydi. Epey dolaştım boş sahnede, etrafa rahatça bakındım. Bir daha geleceğim mutlaka. Yüzümdeki gülümseme, annemi de çok mutlu etti. Bu hafta son oyununu oynayacak, ' Karınca Kararınca ' Kaçırmayın!
Sırasıyla yüzümdeki ifadeleri takip edin , iyi eğlenceler :)
Off ya!
Hacı, ne anlatıyor bunlar?
Hmm, enteresaaann...
Eğlenceli valla, hadi kopalım
Ana, bitmiş, hoşçakalın, bizim eve de gelin
Millet niye dağılıyor? Daha seyredecektim, niye bitti ki?

Orta kararYaşlı teyze Tembel Cır cır böceği Çalışkan Karınca
Oyun esnasında, oyunun fotoğraflarını çeken teyze, beni özel çekmiş, facebook sayfasına koymuş. Yine favoriyim, kahretsin!
Oyundan kareler...
Görüldüğü üzere salon tıklım tıklım dolu. Amfi L şeklinde. Resimde görünen uzun taraf, sahne bakış açısı çok daha iyi. Ben diğer taraftayım.
















0 Yorum Yaz “Karınca Kararınca - İLK TİYATRO”