- Hem beni hem de bizim Toramanı sünnet eden Mahmut Ferda Şenel hocanın, gün geçmesin ki muhabbeti evde edilmesin. Hele de uyku öncesi. ' Aha , Ferda Hoca geliyor. Hemen yatmamız lazım ' denilince, istemesem de yatağa yönleniyorum. Üç aylıkken sünnet olmuşum, sorsalar tipini bile hatırlamam ama garip bir şekilde çekiniyorum kendisinden. Yine böyle bir gün artık isyan bayraklarımı çektim. ' Oyuncağı oldum bu Ferda Hoca' nın , faresi oldum. Odamdaki oyuncaklar var ya, onun gibi oldum işte! Gelmesin artık! ' Aslında, durun... Tabi yaa. Daha kesecek yer kalmadı ki, niye korkuyorum ben bu adamdan?
- Babaannemlerde mutfakta haberler seyrediliyor. Çizgi film açmalarını söyledim, açmadılar. Peki, ben de oturma odasına arkama bile bakmadan giderim, ordaki televizyonu açarım! Siz de öyle tıpış tıpış arkamdan gelirsiniz ve ailecek Can seyredersiniz işte. Noldu, yine çekim alanıma girdiniz?
- İyi ki herkesin bir cep telefonu var, elime alınca hemen yakın takibe geçiyorlar. Müsaade edin de işimi halledeyim. ' Lütfen meşgul etme, meşaz atıyorum.'
- Ayaklarımı kalorifere uzattım, ' Baba, bugün para kazanmasan olmaz mı? ' diye sordum. Realist ve bir o kadar da maalesef kapitalist olan 'O zaman kaloriferimiz yanmaz ve ayakların ısınmaz' cevabı bünyemi sarstı. Ben çalışmıycam!
- Kağan bu aralar agucuk bugucuk modunda. Anlamaya çalıştım ama nafile ' Sen ne diyosun eşek sıpası, babası kılıklı, ne anlatmaya çalışıyon? ' diye açık açık sordum fakat yine de tatmin edici bir cevaba ulaşamadım.
- Galiba arada da olsa sevmeye başladım ben bu Toraman efendiyi. ' Ben seni tüm kötülüklerden korurum kardeşim, göz - yaş- la - rı - na kıyamam. ' demişim geçen öyle diyorlar. Yok canım, yanlışlıkla olmuştur kesin. O kadar da uzun boylu değil!
- Babaananemi aradım ve dedim ki ' Evde kim var? ' Kimse yok, sadece ben varım. ' cevabı alınca, ' Ama ben orda olsam çok güzel olur, gelmeme izin veriyor musun babaanne?
- Malum bahçeli evde oturuyoruz. Bahçeye çıkmak istedim ama hava bir soğuk, bir rüzgarlı ki sormayın. İnatlaştım. Annem ısrarlarıma dayanamadı. Üstümü başımı kat kat giydirdi, üzerine de kar tulumu. Ama gelin görün ki, daha bir dakika geçmeden çişim geldi... Ne yapayım yani, altıma yapsam daha mı iyi? Çabuk anne çabuk, çok geldi. Baktı ki dizlerim sekiz çiziyor, annem elinde bardakla söylene söylene geldi, katmanları çıkarıyor. Nihayet magmaya ulaştı. Bir rüzgar...' Anneee, pipim uçacak, çabuk ol! ' Oh şükür, hala yerinde!
- Her yemekten sonra ödül işiyle bizimkileri parmağımda oynattığım doğrudur. Geçen mesela, evde koşturup duruyorum, güya hayali bir kurttan kaçıyorum. Kaçarken de kurtu yiyorum, karnım da bir güzel doyuyor... ' Eee, kurdu yedim anne, ödül çekmecesinden ödül almam gerekiyor. ' dedim, annem ters ters baktı. Biraz abarttım bu kez sanırım.
- Her gün babaanneme gittiğimizi bile bile neden arıza çıkarıyor ki şimdi annem? Bugün gitmek için hiçbir hazırlık yapmamış, gezme çantası da yerinde duruyor. Ah şu gelinler! Süper sevimliliğimle anneme yanaştım ' Annecim, su içmeye babaanneye gidelim mi? ' Nasıl, çok yaratıcıyım değil mi?
- *' Annecim, özel eşyalarını karıştırabilir miyim? '
* Ama onlar adı üstünde benim özel eşyalarım.
* ' Ama biraz da çocuk oynasın? '
- Babamla annem bazen ne kadar da düşüncesiz. Kağan' ı uyuttular ama vıdıvıdı açıldı çeneler... ' Susun dedim size, çocuk uyuyor! '
- Bizim evde kalubeladan kalma bir fotoğraf makinesi var. Uzun zamandır da ortalıkta görünmüyordu. Biraz kurcaladığım doğru. Sonra galiba otomatik açılan kamerasını manuel olarak kapatmaya çalıştığımdan olsa gerek, yasak konuldu. Dokunmayacakmışım! Ama oldu mu şimdi, hem öyle deyip hem de bir uzanma mesafesine koymuşsunuz. Bir boşlukta yine aldım, azcık baktım. Eyvah! Biri merdivenlerden yukarı doğru geliyor. Hemen yerine koydum ama kahretsin, sapı sallanıyor. Hemen itekleyiverdim az daha ileri, sallanmasın diye ama annem de beni izliyormuş! Suçlu gözlerle baktım anneme, neyse ki kızmadı.
- Artık buzdolabından istediğimi sorgusuz sualsiz alıp yiyorum, yaşasın özgürlük. Darısı buzluk bölümündeki dondurmalara...
- Yemediğim şey hemen hemen yok gibi. Her şeyi yerim, annem öyle alıştırmış. Bamya, kabak, çiğ soğan, sarımsak, kereviz... Ama artık yeter, bebek miyim ben! Mama gibi bir brokoli çorbası geldi önüme, itiraz ettim. Şaşkınlık yaşayan annem, çok lezzetli olduğun konusunda iddaa etmeseydi, çorbasının iğrenç olduğunu yüzüne vurmayacaktım. Sonuçta nimet.
- Bahçeye çıkarken annem başına emaneten bir örtü takmış. Niye başına taktın diye sorunca, üşüdüğünü söyledi. ' Hmm, aynı babaanneme benzemişsin ' dedim suratımı ekşiterek. Çok üşüdüyse bir şapka taksaydı madem.
- Ödül işini epeyce abartınca annem resti çekti. ' Bundan sonra ödül mödül yok sana, ister ye ister yeme! ' deyince önce bir afalladım. Düşündüm, taşındım. Aklımı seveyim, illa ki ödül adı altında istemek zorunda mıyım dedim kendime ve sonunda ampul yandı ' Annecim, canım şekerli bir şeyler çekti, yiyebilir miyim? '
- Nerden lazım olduysa, ortalıkta bir metre bırakmışlar. Bir kaç boy ölçme işleminden sonra sıra kardeşime geldi... Gözüme de pek kısa göründüm açıkçası. ' Kağan, seni iyice bir ölçeyim de, boyunu uzatayım.'
- * Ben iyi ki doğdun pastası istiyorum!
* Yemek yemezsen pasta üfleyemezsin!
* Ben de o zaman mumsuz yerim, iyi ki doğmadın pastası yerim!
- Çarşafı ve yatak koruyucusu çıkarılmış halde, annemlerin yatağının üzerinde zıplıyorum. Arada böyle çukurluklar var. Anneme ne olduğunu sordum.
* Yay
* Yani atın kardeşi gibi mi ?
* Yok oğlum tay değil yay
* Nasıl yani, tren yayı gibi mi?
Kahretsin, şu R yi söylemeyi bir öğrenemedim gitti.
- Toraman efendi, annemin tüm vaktini alıyor, bana vakit kalmıyor! Yine tüm gün ağladı. Senin ne belan var, söyle bana Kağan? Niye sürekli ağlıyorsun? diye sordum ama yine cevap alamadım. Annem de güldü cabası! Neymiş, ne belan var değil, ne sıkıntın var denirmiş!
- Anneannemlerden eve dönüş... Asıl olay orada başlıyor. Neredeyse göç şeklinde varılan evin, dört bir yanına saçılan oyuncakları toplamak bir saati alıyor. Herkes imece usulü bir yerinden bulduğu çantaya bir şeyler atıyor. Anneannem, oyuncaklarımı toplarken, annemin kişisel çantasından nasıl çıktığı bilinmeyen yüz aynasını da içine koydu. Böyle de olur mu canım! ' Dur dur, o annemin özel eşyası, onu koyma! '
- Sonunda kar... İlk kez bu kadar farkındayım. Babam görevde olduğundan, anneannemlerdeyiz. Fırsattan istifade Kağan' ı anneanneye sattık, kar oynamak için dışarı çıktık. İnerken de komşuyla karşılaştık. Oynayayım diye beni gaza getirmeye çalışıyorlar: Kar şöyle güzel, böyle muhteşem, aman da harika falan fişman... Anlatırken bir de komik görünüyorlardı ki. Çok tuhafsınız bakışımı fırlattım ama anlamadılar. Artık daha fazla dinlemek istemedim ' Abartmanıza gerek yok, o sadece bir kardır! '
- Babamla arabacılık oynuyoruz. Hızlı gitti, cezayı yazdım ama nedense önemsemedi kendisi. Sonra da çok olduğu için ödeyemeyeceğini söyledi. Yaa, öyle mi! ' O zaman icabını biliriz! '
- Bu benim ergen ebeveynler, Kağan' a sürekli ' Kahraman' ım ' diye sesleniyorlar. Bir değil beş değil yüz değil. Şimdiye kadar kimseye söylemeyemedim ama içim içimi yerdi. Az üzülmedim, az kıskanmadım da hani! Sonunda olay açıklığa kavuştu da biraz yüreğimin yangını geçti. Meğerse ' Toraman' ım ' diyorlarmış. Toraman iyi bir şey değildi dimi? Oh çok şükür!
- Soğuktan üşümüş bir yavru kedi, arabanın altına sığınmış. ' Ay, ne kadar da yavru yavru yavru ' ydu bir görseniz. Sevmek için yaklaşınca kedi kaçtı tabi. ' Kedicik, kaçmana gerek yok, ben bir süper kahramanım, seni kurtarmaya geldim ' desem de arkasına bakmadan gitti. Giderkenki ' İyi günler kedicik ' cevabıma karşı biraz nezaketli olmalıydı!
- Herhangi bir şey için neden ısrar eder büyükler? Geçen de tiyatro için başladılar duygusal şiddete. Çok umrumdaymış gibi, babamın iş arkadaşının oğlu Batuhan da gelecekmiş te, onunla otururmuşuz da, aman da ne süper olurmuş ta bla bla. Yeter, sıkıldım artık! ' Batuhan daha beni çok bekler orda, ben gelmiyorum! '
- Gönlümce çikolata yiyeceğim, yedirmiyorlar arkadaş! Yeterliymiş. Bahaneye bakın:
* Şişman bir çocuk olmak istemezsin değil mi, baba gibi yakışıklı ve ince olmak istersin?
* Ben aslında, Orhan dayım gibi olmak isterim!
Hakettiniz, oturun, sıfır!
- Melike halamla güzel güzel oturuyoruz mutfakta. Gayet iyiydik te halbuki, nerden çıktıysa dans etmeye başladı karşımda, aklı sıra beni eğlendirecek! Oda değiştirmesine değiştireceğim ama şoktan oturduğum yere mıhlandım sanki. Allah' ım, sen ayaklarıma kuvvet ver. Böyle bir stil yok, olmamalı da. Ay valla daha fazla dayanamadım, ' Senin dansına hiç bayılmıyorum. ' deyiverdim ama kötülüğü için değil, inanın. Başkalarının yanında falan dans ederse, arkadaşı kalmaz diye... Mazallah.
- Turşu aşkım ne zaman başladı, nerede başladı? Galiba kökleri Selahaddin dayıma kadar dayanıyor. Sofrada oturuyoruz yine bir gün. Gayet tahmin edilesi bir soru olan ' Turşu var mı? ' sorusunu sordum. Üst üste anlaşılmayınca ' Turşu turşuuu, taman şu tabakta var ya! 'Bilmeyenler varsa, Taman, Ayselce de Hani demek.
-' Babaanne, sen bana neden böyle boş boş bakıyorsun? '
- Babaannem duymasın ama bu konuşmayı da yazmadan geçemeyeceğim! Gelin, özellikle söyletiyor valla babaanne, kaşınıyor.
* Keremcim babaanneye gitmeyi neden bu kadar çok seviyorsun?
* Aslında ben gerçek babaanneye gitmeyi sevmiyorum!
* Nasıl yani?
* Ben babaannemin kendisini sevmiyorum, babaannenin evini seviyorum!
Nankör mü? Yok canıım!
Şımardığım ve her yeri patlamış mısır yaptığım doğrudur
Bir çift göz görüyorsunuz değil mi? Az sonra kıvrak bir sihirbazlık numarasıyla tekini yok edeceğim
Binbir nazla çıkmış olabilirim ama bayıldım ben bu beyazlığa
Az da tadına bakayım? Tutsana genç! Emirlerime itaat et
360 derece etrafımda iyice bir debeleneyim Kar pantolonu da bir yere kadar, dondum!
Azcık pudra şekeri dökeliiim... Az da krema...Mhh...Suflemiz hazır
Süperman Gazman
Akademiye girsem bile, tipten kaybederim
Polis dediğin gülmez, ciddi olur! Ama dedeyi görünce şebeğin dibine vurur
Hazır ol! AY dede valla çok komiksin Selam dur!
Karete kid, sahne 1: Hiyooouuu! Hayoooouuu! Hihoho:)
Poşet ayakkabılarımı giydim, artık ayaklarım üşümez
Çok susamışım
Ayy, canım kardeşim benim, gel seni bi öpeyim, cırmıklamadan önce
Kar tulumu almışlar! Oto yıkamacı tulumu demek daha doğru, zevksizler, oturun, sıfır!
Korkulu gözlerle bakma kuyruk, öpeceğim sadece
Kol böreği oluyor da neden kol boyası olmasın?
Birşey yapmıyorum yaa, azcık cırmıklıycam sadece!
Dedecim, sen arka koltuğa, maalesef saltanat bitti !
Ocak ayı falan dinlemem, ben parka gideceğim
Bilmem kaçıncı doğum günü kutlaması, artık tek pasta kesmiyor beni
Pasta bahane, mum üflemek şahane!
İrmik tatlısı dahil tüm üflediğim pastaları dizsem, buradan köy yol olur
 |
| Mahmut dedemin evinde, sınırsızlığı yaşamak... |
 |
| Meraklı Minik dergisi faaliyetleri. Bir de para kolay kazanılmıyor derler, hiç te öyle değil. Ben bu yaptığım kumbarayı, kafamın üzerine alıp sokağa çıksam, şebeklikten tonla para kazanırım be! |
0 Yorum Yaz “Bu Ayın Teması: Ben Yaparım! ( 33-34 ay )”