Altınkaka-2
Yazar Özge Öztürk TOKEL 00:01 tuvalet alışkanlığı
Çok beğenilen ve tam iki hafta sonra ikincisi vizyona giren filmin galasından alıntılarla karşınızdayız. İlk filmin devamı niteliğinde çekilen bu film, çok daha fazla gişe hasılatına sahip. İşte ayrıntılar...
Kış mevsiminin iyice kendini göstermesiyle enerjisini boşaltamayan gezenti anne ile aşırı hareketli çocuk evde olabildiğince birbirlerini yıpratmadan eğitimi atlatmaya çalışıyorlardı. İşine gelmediği zamanlarda azıcık altına kaçıran ve sadece annesi ona çişini sormayı unuttuğunda cici küloduna yapan çocuk, bu tür ekstra durumlar haricinde çişte büyük bir başarı kaydetmişti ama kaka konusu hala çok ciddi bir sorun teşkil ediyordu. Anne, alışkanlık otursun diye bir yere gitmemekte ısrar edince, yoğun özlemden kaynaklanan, çocuğun en sevdiği anneanne-dede-dayı, babaanne-dede-hala voltranları ara ara eve geldiler. Bu boşluklardan yararlanan çocuk, akşama kadar tuttuğu taşlaşmış cismi salıveriyordu. Anne alışmıştı bu duruma. Elbette böyle gitmeyecekti, bir gün öğrenecekti, zamanı vardı. Sonuçta kaka da günün her saatinde sıklıkla yapılan bir şey değildi. Çişe duacıydı.
Anne durumu böylece kabullenmişken, annenin kafasındaki şeytanları dürtmekte üstün başarıyla sahip baba kişisi, anneyi çok gizli bir görüşmeye davet etti. Ana başlığı 'soğuk suyla popo yıkama' olan toplantıdan evet oyu çıkmadı. Çocuğun kendilerini dinlediğinden habersiz vicdansız ebeveyn, ertesi gün çocuk durduk yere' Annecim soğuk suyla yıkama olur mu' deyince çok üzülecekti, söylediklerinden utanacaktı. Yürekleri parça pinçik olacaktı. Anne zaten öyle bir şey yapmayacaktı fakat bunu duyunca yine de çok üzüldü. O günden sonra kakasını altına yapmayan çocuk, yeni bir tarz olarak kakasını tutmaya başladı. Hangisinin daha kötü olduğuna karar veremeyen anne, müthiş bir dilemma yaşıyordu. Kaka geliyor nidalarından sonra lazımlığa oturuluyor, daha oturur oturmaz kalkılıyor, külodu çekemeden tekrar oturuluyordu. Bu işlem onlarca kez tekrarlanıyordu ta ki kapıya dayanan yumurta daha fazla içeride bekleyemeyecek duruma gelinceye kadar. Keçi .oku boyutlarında bir parçadan sonra meraktan göbeğinden çatlamış olan çocuk, hemen ayağa kalkıp kakasına bakıyor, yaptığına tatmin oluyor, geri kalan yumurtalar ise gün içerisinde aynı zorluklarla çıkarılıyordu.
Sevindirici haber, geçen gün bir merdiven daha çıkmalarıydı. Yumuşak yüz, tatlı dil her şeyin anahtarıdır mantığıyla hareket eden anne, sonunda ürünleri biçiyordu. Çocuk küloduna yapmadığı için, kakanın üzerine sürülmediğinden memnun, annesini sevindirdiğinden dolayı musmutlu, ödül gofretlerini yerken kendisini adeta rüyadaymış gibi büyümüş hissediyordu. Bu onun için çocukluğa doğru büyük bir adımdı, sevinci içine sığmıyordu. Kaka olayı gündemden yavaş yavaş çıkıyor derken, tüm bu olanların beden ve kafa yorgunluğu gündüz uykularını çok derinleştirdi ve gündüz uykularında çişini altına yapmaya başladı. Yaptığına dair hiçbir fikri yoktu. Yorgan üzerinde, hiç istifini bozmadan, sıcak sıcak yatağa bırakılan sıvı, belki de ona uyumaya devam etmesini telkinliyordu. O kadar derin uyuyordu ki, anne 2-3 ay kadar duruma müdahale etmemeye kadar verdi.
Bütün bu süreçler içerisinde anne ve çocuk için en can sıkıcı olan şüphesiz ki gece saatleriydi. İki saatte bir, çocuğun muhtemelen kabus sandığı lazımlık üzerinde geçen, 2-3 kez baştan ayağa titreyerek üst baş değiştirilen bu geceler fazlasıyla can sıkmaya başladı. Nedense son zamanlarda alarmın kurulduğu saatlere bir türlü denk getiremiyorlardı. Bu durum tüm başarıyı çöpe atabilirdi, çocuk resti çekmek üzereydi, yüzünden belli oluyordu. Yine gecelerden bir gece, bağıra çağıra 4 kez üst baş değişimi yapan anne, bu duruma bir sonraki geceden başlayacak şekilde el koyması gerektiğini anladı, çocuk ta kendisi de çok yıpranmıştı zira.
Şimdiye kadar gece bezine başlamamasının tek sebebi, kitaplarda yazan gece-gündüz karmaşasına mahal vermemek olan anne, bu safsatalar için daha fazla yıpranmaya gerek görmedi. Çocuğun küçük olduğunu, bilerek yapmadığını, kaslarının gece tutabilecek kadar gelişmediğini, anneyi uyandırabilecek kadar hafif uyuyamadığını çok iyi biliyordu. Dün gece, çocuk iyice uykuya dalınca giydiriverdi bezi. İşte bu kadar, kuralları yıkmak bu kadar basitti. Kış uykusu tadında öyle güzel bir uyku uyumuşlardı ki ikisi de...
Ertesi gün, bezi farkettirmeden çıkaran anneye, 'Bak anne külodum kuru' diyerek ve gönyeyle 180 çizilmiş ağzıyla uyandı çocuk. Koca bir öpücüğü de ihmal etmedi. Korkulduğu gibi hiç te bu durumu kullanma çabasına girmedi, klasik bir gün geçirdiler. Gece bezine bir süre devam etme kararı alan anne, büyüdüğüne üzülse mi sevinse mi bilemeden, meleğinin cennet kokusunu kokladı ve uyuyacağı güzel uykuyu düşünerek hayallere daldı.
Kış mevsiminin iyice kendini göstermesiyle enerjisini boşaltamayan gezenti anne ile aşırı hareketli çocuk evde olabildiğince birbirlerini yıpratmadan eğitimi atlatmaya çalışıyorlardı. İşine gelmediği zamanlarda azıcık altına kaçıran ve sadece annesi ona çişini sormayı unuttuğunda cici küloduna yapan çocuk, bu tür ekstra durumlar haricinde çişte büyük bir başarı kaydetmişti ama kaka konusu hala çok ciddi bir sorun teşkil ediyordu. Anne, alışkanlık otursun diye bir yere gitmemekte ısrar edince, yoğun özlemden kaynaklanan, çocuğun en sevdiği anneanne-dede-dayı, babaanne-dede-hala voltranları ara ara eve geldiler. Bu boşluklardan yararlanan çocuk, akşama kadar tuttuğu taşlaşmış cismi salıveriyordu. Anne alışmıştı bu duruma. Elbette böyle gitmeyecekti, bir gün öğrenecekti, zamanı vardı. Sonuçta kaka da günün her saatinde sıklıkla yapılan bir şey değildi. Çişe duacıydı.
Anne durumu böylece kabullenmişken, annenin kafasındaki şeytanları dürtmekte üstün başarıyla sahip baba kişisi, anneyi çok gizli bir görüşmeye davet etti. Ana başlığı 'soğuk suyla popo yıkama' olan toplantıdan evet oyu çıkmadı. Çocuğun kendilerini dinlediğinden habersiz vicdansız ebeveyn, ertesi gün çocuk durduk yere' Annecim soğuk suyla yıkama olur mu' deyince çok üzülecekti, söylediklerinden utanacaktı. Yürekleri parça pinçik olacaktı. Anne zaten öyle bir şey yapmayacaktı fakat bunu duyunca yine de çok üzüldü. O günden sonra kakasını altına yapmayan çocuk, yeni bir tarz olarak kakasını tutmaya başladı. Hangisinin daha kötü olduğuna karar veremeyen anne, müthiş bir dilemma yaşıyordu. Kaka geliyor nidalarından sonra lazımlığa oturuluyor, daha oturur oturmaz kalkılıyor, külodu çekemeden tekrar oturuluyordu. Bu işlem onlarca kez tekrarlanıyordu ta ki kapıya dayanan yumurta daha fazla içeride bekleyemeyecek duruma gelinceye kadar. Keçi .oku boyutlarında bir parçadan sonra meraktan göbeğinden çatlamış olan çocuk, hemen ayağa kalkıp kakasına bakıyor, yaptığına tatmin oluyor, geri kalan yumurtalar ise gün içerisinde aynı zorluklarla çıkarılıyordu.
Sevindirici haber, geçen gün bir merdiven daha çıkmalarıydı. Yumuşak yüz, tatlı dil her şeyin anahtarıdır mantığıyla hareket eden anne, sonunda ürünleri biçiyordu. Çocuk küloduna yapmadığı için, kakanın üzerine sürülmediğinden memnun, annesini sevindirdiğinden dolayı musmutlu, ödül gofretlerini yerken kendisini adeta rüyadaymış gibi büyümüş hissediyordu. Bu onun için çocukluğa doğru büyük bir adımdı, sevinci içine sığmıyordu. Kaka olayı gündemden yavaş yavaş çıkıyor derken, tüm bu olanların beden ve kafa yorgunluğu gündüz uykularını çok derinleştirdi ve gündüz uykularında çişini altına yapmaya başladı. Yaptığına dair hiçbir fikri yoktu. Yorgan üzerinde, hiç istifini bozmadan, sıcak sıcak yatağa bırakılan sıvı, belki de ona uyumaya devam etmesini telkinliyordu. O kadar derin uyuyordu ki, anne 2-3 ay kadar duruma müdahale etmemeye kadar verdi.
Bütün bu süreçler içerisinde anne ve çocuk için en can sıkıcı olan şüphesiz ki gece saatleriydi. İki saatte bir, çocuğun muhtemelen kabus sandığı lazımlık üzerinde geçen, 2-3 kez baştan ayağa titreyerek üst baş değiştirilen bu geceler fazlasıyla can sıkmaya başladı. Nedense son zamanlarda alarmın kurulduğu saatlere bir türlü denk getiremiyorlardı. Bu durum tüm başarıyı çöpe atabilirdi, çocuk resti çekmek üzereydi, yüzünden belli oluyordu. Yine gecelerden bir gece, bağıra çağıra 4 kez üst baş değişimi yapan anne, bu duruma bir sonraki geceden başlayacak şekilde el koyması gerektiğini anladı, çocuk ta kendisi de çok yıpranmıştı zira.
Şimdiye kadar gece bezine başlamamasının tek sebebi, kitaplarda yazan gece-gündüz karmaşasına mahal vermemek olan anne, bu safsatalar için daha fazla yıpranmaya gerek görmedi. Çocuğun küçük olduğunu, bilerek yapmadığını, kaslarının gece tutabilecek kadar gelişmediğini, anneyi uyandırabilecek kadar hafif uyuyamadığını çok iyi biliyordu. Dün gece, çocuk iyice uykuya dalınca giydiriverdi bezi. İşte bu kadar, kuralları yıkmak bu kadar basitti. Kış uykusu tadında öyle güzel bir uyku uyumuşlardı ki ikisi de...
Ertesi gün, bezi farkettirmeden çıkaran anneye, 'Bak anne külodum kuru' diyerek ve gönyeyle 180 çizilmiş ağzıyla uyandı çocuk. Koca bir öpücüğü de ihmal etmedi. Korkulduğu gibi hiç te bu durumu kullanma çabasına girmedi, klasik bir gün geçirdiler. Gece bezine bir süre devam etme kararı alan anne, büyüdüğüne üzülse mi sevinse mi bilemeden, meleğinin cennet kokusunu kokladı ve uyuyacağı güzel uykuyu düşünerek hayallere daldı.
Tuvalet Alışkanlığı-5 / üç gün programı
Yazar Özge Öztürk TOKEL 00:00 tuvalet alışkanlığı
Kitapların haricinde bu tarz programlar da mevcut. Bu da onlardan biri. Bu programı çok beğendim. Keşke ben de yazın alışanlardanolsaydım. Ohh. Donla dolaşırdım şor şor ortalıklarda. Hem de üç ay. Yaşasın çıplak olmak. Ben yapamadım , belki sizin işinize yarar. Buyrun:
Julie Fellom’s Diaper Free Toddlers Programı
Julie Fellom’s Diaper Free Toddlers Programı
Başarı sizin için; bezin yerine artık oturağı kullanıyor olması demek
olmalıdır. Unutmayın ki kazalar yaşamaya ve çocuğunuza yardım etmeye devam
edeceksiniz.
Oturağını tam olarak ve kendisinin yardımınız olmadan kullanması ve iç
çamaşırını indirip kaldırması, oturağını boşaltması, ellerini yıkaması gibi
adımları öğretmeniz daha aylar sürecektir. Çocuğunuz daha uzun süre sizin
yardımınıza ihtiyaç duyacaktır.
Bu üç günü, tuvalet eğitiminin tam olarak içine girmek olarak
algılayabilirsiniz. En önemlisi ise tuvalet eğitiminin doğru bir tek yolu
yoktur. Çocuğunuz ve aileniz için en doğru olanı siz bulacaksınız.
BEZSİZ ÇOCUK PROGRAMI HAKKINDA
Fellom, bir anaokulu öğretmeni olarak 100 den fazla çocuğa tuvalet eğitimi
verdikten sonra 2006 yılında bezsiz çocuk programını geliştirmiş. Fellomun
metodunun 15 – 28 aylık çocuklarda işe yaradığını söylüyor. Bir ya da iki hafta
sonu sonunda çocukların çiş ve kakalarını oturağa yapabildiğini söylüyor.
BAŞLARKEN: TUVALET EĞİTİMİNE HAZIR MISINIZ?
Fellom un metodunda odaklanmanız ve metoda sadık kalmanız gerekiyor.
Çocuğunuzu altı çıplak bir şekilde gezdirmeniz gerekiyor. Bez ya da alıştırma
külotları sadece uyku zamanlarında kullanılmalı eğer daha fazla kullanmak
istiyorsanız bu metodu denememeniz gerekiyor. Eğer bu metodun işe yaramasını
istiyorsanız çocuğunuzu çıplak gezdirmeniz gerekiyor. Evin içinde yaklaşık 3 ay
boyunca hiç pantolon giyilmeyecek diyor Fellom.
TUVALET EĞİTİMİ HAFTA SONU İÇİN NELERE İHTİYACINIZ OLACAK?
Evde kullanmak için oturağa ihtiyacınız var. Kullandığınız her oda için bir
oturak alabilirsiniz. Bol meyve suyu ve su içmesini ve çişi gelmesini
sağlayacak yiyecekler (kraker, karpuz, kavun gibi). Kazalarda etrafı temizlemek
için temizlik malzemeleri ve dışarı çıkarken giydirmek için bol pantolonlar.
Ayrıca mutlaka taşınabilir bir oturak edinmelisiniz. Araba koltuğuna
koruyucu bir ped koymanız da kaza yaşadığınızda işinizi kolaylaştırır. Eğer
hava soğuksa dizine kadar gelen uzun çoraplar ekstra ısıtıcılar altı çıplak
gezerken çocuğunuzun üşümesini engeller.
3 GÜNDE TUVALET EĞİTİMİ
Başlamadan 1 ay kadar önce;
Çocuğunuz tuvalet eğitime hazır olduğuna dair işaretler veriyor mu, bunu
gözlemleyin? Çocuğunuzun 2-3 saat kadar çişini yapmadan durabiliyor olması, oturağı
kullanmak istemesi, bez bağlatmak istememesi ve her gün aynı saatte kakasını
yapıyor olması.
3 günde Tuvalet eğitiminin en başarılı olduğu zaman 28 aylık civarı. 28
aylıktan büyük çocukların tuvalet eğitimine daha fazla direnç gösterdiğini
söylüyor. 3 günlük tuvalet eğitimi metodunun 3 yaşa yaklaştıkça başarı oranı
düşüyor.
Tüm programlarınız iptal etmeniz gerekiyor ve 3 gününüzü tamamen Tuvalet
eğitimine ayırmanız gerekiyor. Eşinizin ya da en azından size yardım edecek bir
kişinin de evde bulunmasını sağlayın.
Bir “Oturak dansı” bulun. “Oturak Dansı”nın amacı çocuğunuzun başarısını
kutlamak ve devam etmesi için onu motive etmek. Dans, çocuğunuzun sevdiği bir
dans ya da sevdiği bir hayvanın taklidi olabilir, çocuğunuzun hoşuna giden bir
şey olsun yeter.
Tuvalet eğitimine başlamadan çocuğunuza oturağı nasıl kullanacağını
göstermeye başlayın. Tuvaleti kullanırken çocuğunuzda yanınıza alın. Neler
yaptığınızı anlatın. Nasıl pantolonunuzu indirdiğinizi, tuvaletinizi
yaptığınızı, sifonu çektiğinizi ve ellerinizi yıkadığınızı hep izlesin.
İsterseniz bulduğunuz dansı birlikte burada da yapabilirsiniz.
Eğer bu dansı siz de tuvaletinizi yaptıktan sonra kullanırsanız çocuğunuz
bunun eğlenceli ve ailede yapılan bir rutin olduğunu düşünür. Eğer evinizde bir
hayvanınız varsa onu da çişini ve kakasını nasıl yaptığını çocuğunuza
gösterebilirsiniz.
Birden fazla oturak alın ve onları evin değişik yerlerine koyun.
Başlamadan bir hafta önce:
Çocuğunuza bezlerin bitmek üzere olduğunu ve tuvalet eğitimine
başlayacağınızı anlatın. Artık beze ihtiyacı olmadığını, çıplak ve bezsiz
gezebileceğini söyleyin. Bunun çok heyecanlı ve eğlenceli olacağını söyleyin.
“Bu bezler gittiğinde artık hiç beze ihtiyacımız olmayacak, hem de çıplak
olarak gezebileceksin yaşasın..” gibi..
Bu metodun işe yaramasının en önemli sebebi çocukların çıplak olmayı
sevmeleri. Onların amaçları çıplak ve bezsiz olmak aslında..
Tuvalet eğitiminin birinci günü:
Çocuğunuz kalkar kalkmaz sizde kalkın. Günün geri kalanında altı çıplak
olarak gezdirin. Siz bütün günü çocuğunuzun çişi ya da kakasının gelip
gelmediğini gözleyin ve nasıl işaretler verdiğini anlamaya çalışın. Tuvaletinin
geldiğini anladığınız anda hemen en yakındaki oturağa çocuğunuzu yetiştirin.
Hem siz hem de çocuğunuz gün boyunca susatacak ve çişini getirecek bol su
içeren yiyecekler yiyin. Tuvaletiniz geldiğinde çocuğunuzu da tuvalete
yanınızda götürün. Ona nasıl pantolonunuzu indirdiğinizi, tuvaletinizi nasıl
yaptığınızı, sifonu nasıl çektiğinizi ve ellerinizi nasıl yıkadığınızı
gösterin. Çocuğunuzun her başarısında (oturağa çişini ya da kakasını
yaptığında, birkaç damla bile olsa) kutlama yapın. Oturak dansınızı yapın, ona
sarılın ve aferin deyin.
10 -12 başarılı tuvaletten sonra çocukların artık kendileri oturağa gitmeye
başlar
Eğer kaza olursa, “önemli değil” demeyin. “kakalar ve çişler oturağa yapılmalı” deyin. Birlikte temizleyin. Asla bağırmayın ya da kızmayın. Kazalar
olacaktır.
Uyku zamanından önce, oturağa gitme zamanı olduğunu söyleyin. Çocuğunuza
sormayın onlar her zaman tuvaletlerinin olmadığını söylerler. Tutun elinden ve
oturağa götürüp çişi yapmasını bekleyin. Eğer uyurken çişini yapacağını
düşünüyorsanız bez bağlayabilirsiniz.
Tuvalet eğitiminin ikinci günü:
Birinci günde yaptıklarınızı tekrarlayın. Birinci günden farklı olarak
öğleden sonra bir saat kadar dışarı çıkabilirsiniz. Dışarı çıkmadan önce
çocuğunuzun çişini ve kakasını yaptığından emin olun ve dışarı çıkın.
Dışarı çıktığınızda çocuğunuza sadece bol pantolonlardan giydirin,
unutmayın bez, alıştırma kilodu ya da iç çamaşırı yok. Amacınız eve kaza
yaşamadan dönmek olmalı. Yine de yanınıza yedek pantolon almayı unutmayın.
Dışarı çıktığınızda evinize yakın yerlerde bulunun ve araba ile dolaşmayın.
Evinizin etrafında yürüyüş yapabilirsiniz ya da yakın bir parka gidebilirsiniz.
Yanınıza taşınabilir oturağınızı da alın.
Tuvalet eğitiminin üçüncü günü:
Birinci günde yaptıklarınızı tekrarlayın. Birinci günden farklı olarak
sabahtan bir saat ve öğleden sonra bir saat kadar dışarı çıkabilirsiniz. Her
seferinde çocuğunuzun oturağı kullanmasını gerektiğini söyleyin ve çişini
yaptığından emin olun.
Çocuğunuza yine sadece pantolon giydirin. Taşınabilir oturağınızı ve yedek
pantolonlarınızı yanınıza alın.
Tuvalet eğitimi hafta sonundan sonra
Genellikle bu üç günden sonra çocuklar tuvaletleri geldiğinde oturağa
kendileri giderler ya da size tuvaletleri geldiğini söylerler ve yardım
etmenizi isterler. Tabii ki daha yapılması gereken işler var.
Sonraki üç ay boyunca, evdeyken, çocuğunuzu altı çıplak olarak gezdirin.
Uykuda bez kullanabilirsiniz. Dışarıya çıkarken sadece bol pantolon giydirin.
Üç ayın sonunda artık çocuğunuz iç çamaşırı giyebilir ve çıplak gezmesine
gerek kalmaz.
Dışarı çıktığınızda mutlaka taşınabilir oturağınızı yanınıza alın ve genel
tuvaletlerin yerlerini belirleyin.
Eğer hafta sonu işe yaramazsa?
Eğer tuvalet eğitimi hafta sonu işe yaramazsa 6 ila 8 hafta bekleyin ve
tekrar deneyin
Metodun artları ve eksileri
Artıları;
Diğer metodlara göre daha hızlı olduğu için daha az zaman harcarsınız ve
sinirleriniz daha az yıpranır, çocuğunuzun kendine olan güveni artar ve hiç bez
kullanmayacağınız için paradan da tasarruf etmiş olursunuz.
Tehdit ve ödül içermez. Çocuğunuza rüşvet veriyormuşsunuz gibi
hissetmezsiniz. Tuvalet eğitimini eğlenceli ve heyecanlı bir hale getirdiğiniz
için çocuğunuz ne kadar karşı koysa da bir süre sonra o da eğlenceye katılmak
isteyeceği için ilgisini mutlaka çekecektir.
Eksileri;
Üç gün boyunca sürekli evde olmak ve sadece çocuğunuzu izlemek zor
görünebilir.
Eğer çalışıyorsanız ve çocuğunuza bakıcı ya da aile büyüklerinden biri
bakıyorsa, 3 günlük programdan sonra yapılması gerekenleri anlatmanız ve
yapılması gerekenlerin yapılıp yapılmadığını takip etmeniz gerekiyor.
Bakıcınıza çocuğunuzun bezsiz hatta iç çamaşırsız gezmesi gerektiğini gezmesi
gerektiğini anlatmalısınız.
Uzun süre çıplak gezeceğinden çocuğunuzun hasta olmaması için havaların
ısınmasını beklemeniz daha doğru olacaktır. Soğuk havalarda çıplak gezmesi çok
doğru olmayabilir.
Eleştirmen yorumları
Yazar Özge Öztürk TOKEL 02:09 tuvalet alışkanlığı
'Altınkaka filmi' eleştirmen yorumları
*Filmin başarısı, büyük oranda bu sene çekilmiş olması ile alakalı. Bu sene, Altınkaka'ya rakip olabilecek bir film olduğunu düşünmüyorum. Seneye vizyona girecek olan 2-3 Yaş Krizi, Çocuk Ergenliği, Tatil gibi büyük hasılata sahip filmlerle olabilecek muhtemel yarışı kaybedebilirdi. Yönetmen de bunu iyi sezinledi ve ödülünü aldı. Akıllıca bir seçim ve mükemmel zamanlama. D.E
*Yatılacak yatağın altına iki su geçirmez alez ve iki çarşaf serilmesi, filmde detaycılığa işaret ediyor. Bu sayede gece ıslanan çocuk, ayakta bekletilmeden diğer çarşaf+alez sete geçmiş oluyor. Bu da filmin komediden çok gerçekçi trajedi yönünü ön plana çıkarıyor. Y.M
*Özellikle erkek bir çocuk için lazımlığın ön kısmının alçak olması ve olması gereken konfor göz ardı edilmiş. Tuvalet yerine lazımlık kullanımı, filmin geleceği için bir kaygı oluşturuyor. Daha sonra gerçek hayata adapte olması zorlaşacak olan sahneler, yönetmenin işin kolayına kaçtığını gösteriyor. Yine de elde edilen yüksek başarı, sinemada yeni bir yüz olan yönetmenin ileride oluşabilecek başarısızlıklarla kolay başa çıkabileceğini müjdeliyor. E.E
*Lazımlığın pratik temizliğinde kullanılan Loc ve ıslak mendil adeta kurtarıcı bir rol üstlenmiş. Bu sahneler, izleyenlerin yüzünde bir gülümseme bırakıyor. Görülmeye değer. K.M
*Çekimlerinde epey zorlanılan kaka sahneleri sonrasında, oyuncuyu teşvik için verilen gofret, bisküvi, hüptirik gibi malzemeler, çekimi kolaylaştırmış. Başarılı bir taktik, diğer yönetmenler tarafından mutlaka denenmeli diye düşünüyorum. Ö.Ö
*Asıl sahneler hariç, aralarda oyuncuların motivasyonunu yükseltmek için yapılan eğlenceler, izlerken bizleri de filmin içine çekiyor. M.D
*İlk başta çıkarılmayıp, 2 gün sonra çıkarılan bez, bazı eleştirmenler tarafından çok fazla eleştirilse de, bu film için kabul edilebilir. İlk günlere oyuncuyu tanıtmak adına yapılan bu durum, olumlu bile kabul edilebilir. O.Ö
*'Alışkanlığın oturması için en az 21 gün gerekir' tezini destekler şekildeki duruş, çekimlerde oyuncuların canını sıkmış olsa da, filmi başarıya ulaştıran en önemli etmenlerden biri. Atlanmamış olması yönetmenin ne kadar duyarlı olduğuna bir kanıt. Aynı kategorideki filmlere örnek olmasını dilerim. V.T
*Annenin çocuğa güvenip dışarı çıktığı sahne çok başarılı. Uçarcasına otoparka inip alez serilmesi, dakikalarla yarışılması, sürekli gözlerin çocuğun pantolonunda olması yönetmenin maceracı ruhunu ortaya koyuyor. Tam tersi de olabilirdi ama bu güvenin boşa çıkmamış olması, seyirciyi de mutlu etmişe benziyor. A.B
* Gece lazımlığa ufak bir çocuğu oturtmanın ne kadar zor olduğunu bilen yönetmen, şartları fazla zorlamayarak yarı uykulu bir pozisyona yönelmiş. Kişinin, olayın farkındalığına varamaması gibi bir durum oluşturmuş. İlk kez denenmiş bir tarz için kabul edilebilir olsa da başka yöntemler denenebilirmiş. Y.A
*Sakın bir daha yapma, seninle konuşmuyorum, hani söyleyecektin gibi sözlerin olduğu sahneler, filmi gelenekselliğe doğru götürüyor. Modern bir filme yakışmıyor .F.P
*Tuvalet kazaları sonrası tatlı tatlı konuşurken, aniden, çocuğu soğuk suyla yıkama, popo yakma, popoya şaplak gibi yöntemleri uygulayacakmış gibi hissettiren annenin ruh dünyası çok iyi yansıtılmış... Bizleri filmin içine katıyor, heyecanlandırıyor, şaşırtıyor. N.T
Altınkaka
Yazar Özge Öztürk TOKEL 14:37 tuvalet alışkanlığı
Yarı belgesel, trajedi, psikolojik gerilim, absürd komedi, kara mizah tadında, her kesime hitap edecek, kimsenin gönlünü boş bırakmayacak bir filmle karşınızdayız. Patlamış mısırları hazırlayın. Baylar, bayanlar! Yılın Altınkaka ödüllü filmine Hoşgeldiniz!
Hikaye, sene 2013 Aralık 24. gününde başlar. Akşam saatleri olmuştur artık. Tuvaletteki bir anne, bir an önce baba gelse de biraz rahata ersem diye düşünürken, çocuğun 'Banane, ben de çişimi yapacam' şeklindeki cümlesini, o ruh haliye pek te önemsememiş, yine de öylesine ' Hadi gel sen de yap' gibi uyduruk bir sevimlilikle olaydan kaçacağını ummuştu. Çocuk 'Pantolonumu da çıkarcam ama' deyince sarsılan anne, bez çıkarma seansı da törene eklenince girdiği şoktan ancak çocuk lazımlığına çişini yapınca çıkabilmişti. Yoksa zaman gelmişmiydi artık? Uzun zamandır zeminini hazırladığı günün tam da tuvaletle ilgili sevimli bir kaç kitap sipariş edeceği güne denk gelmesi de manidardı. Hissetmişti belli ki.
Aylardır birlikte tuvalet yapıyorlardı zaten. Anneyi dikkatle takip ediyordu çocuk. Üzerinde kıyafetle çiş alıştırmaları yapılan, bazen yemek yenilen, bazense basket potası gibi çok amaçlı kullanıma sahip lazımlık, sonunda asıl maksadıyla kullanılabilecekti demek. Anne daha çoook kitap okuyacaktı, daha daha daha iyi hazırlanacaktı dersine, hatmedecekti, hatta tuvalet blogu kuracaktı belki! Keza öyle bir potansiyeli vardı da ama kısmet olmadı, elindekiyle yetindi. Talep karşı taraftan gelmişti, reddetmek olmazdı. Güle Güle kakalar, Afedersin .oklar, Kusura kalma Lazımlığım gibi kitaplar da olmayıversindi.
Bir önceki kötü deneyimden sonra annenin beynine kazınmış iki şey vardı. Kendini en az yoracak bir yöntem seçecek, notları mota mot uygulamayacak, özgür takılacaktı, yani asla kendini yormayacaktı. Ve tabi ki sabır en önemli anahtar olacaktı.
Birden bire bezsizliğe yüreği dayanamayacak olan anne, bezin üzerine koftiden bir külot giydirmişti çocuğa, kendisini külotlu bilsin diye de aynaya baktırmıştı. Aynada kendisine bakan çocuk çok mutlu olmuş, canım küloduna neler olacağını bilmeden fütursuzca sırıtıyordu. Hareketli dakikalar başlamıştı. Her 10 dk da bir lazımlığa oturuluyor, bez takıldığı anlaşılmasın diye bez ayakta cırtlanıyor, çocuğa bez takılmaya devam edildiği çaktırılmıyordu. Kısa günün karı, sadece bir kaç bilinçsiz isabetti. Henüz anne de çocuk ta kendilerini neyin beklediğini bilemeden güzel bir uyku çektiler.
Dünü saymazsak 1.gün Küçük dayı özlemiyle yanıp tutuşan çocuk, dayının da Afyondan gelmesiyle birlikte soluğu anneannede aldı. Dünü tamamen unutmuş gibiydi. Dün 15 dk da bir hevesle oturan kendisi değilmiş gibi, anneannesinde tuvalete kesinlikle oturmuyor, oyun oynamak istiyordu. Gözden kaçan bir ayrıntı vardı ki, aslında utanıyordu. Akşam üzeri sadece bir kez isabet ettirebildi. Sürekli ayakta bez bağlamak uzun zaman alıyor ve anne her ne kadar anlamadığını düşünse de küçük cin her şeyin farkındaydı. Bu ziyaret kabul edilmediydi ki hiç te iyi bir fikir değildi. Bu işe evde ciddi bir mesai harcanması gerekiyordu
2. gün Bin bir zahmetle uyanır uyanmaz lazımlığa oturulmuştu küçük çocuk. Artık 15 dk da bir 5 -10 dk lazımlığa oturmak işkence halini almaya başlamıştı. Anne, değme Montessoricilere bile taş çıkaran yaratıcılıkla, her oturuşta bir aktivite buluyor, giderek beyni bulanıklaşıyordu. Hayret bir şekilde sabrı gayet yerindeydi. Ve beklenen o an geldi çattı. Bir anda, aniden, yine bir akşam üzeri, bezi de çıkardılar. Evet işte bu kadardı. Lazımlığa her oturtulduğunda çiş yapmak zorunda hisseden çocuk, 15 dk da bir az da olsa çişini yapıyor, 3 dk sonra tamamını arabalı cici küloduna bırakıyordu. Bu adı ona kendisi koymuştu. Arabalı cici küloduna gizli bir sempati beslediği her halinden belliydi. Sırf oturma mantığını öğrensin diye yapılan bu 15 dk da bir işi, zamanla 20-25 dk ya çıktı. Ne zaman, ne kadar çiş yaptığı daha net görebiliyordu artık. Bezi çıkardıktan sonra isabet sayıları ciddi şekilde arttı.
3. gün Dolabın üzerinde duran bezler, annenin kulağına tam da kötü şeyler fısıldarken, çocuk tam da zamanında uyandı, anne silkindi, kendine geldi. Çişini küloduna yapan çocuk' Külodun arabası ağlar' diyerek olaya duygusal bir boyut kazandırmıştı. Anne ise her defasında 'Olsun oğlum, bir dahakine yeşil cici tuvaletine yaparız, diyerek aslında kendini telkin ediyordu. Sabır testinde en yüksek puan rekoru kıran anne, bir sonraki etaba geçmeye hak kazanmıştı.
4. gün Hafta sonuna denk gelen bugün sebebiyle baba kişisi de çiş ritüeline dahil olmuştu.Çocuk, Çiş/kaka geldiğini hiç anlamıyor gibiydi. Olsun bir daha deneriz sözcükleri babaya hafif görünmüştü. Çiş tuvalete yapılmalıydı! Artık geleneksek çiş söyletme yöntemleri kullanılacaktı. Ses tonu yükselmişti, artık'olsun' yoktu. Normalde çok duygusal ve erkek çocuklarında çok sık rastlanılmayacak bir durum olan baba aşığı çocuk, babasının biraz sert çıkışlarına aldırmaz gibi görünse de, akşamki babanne ziyaretiyle birlikte çöküş yaşadı. Ömrü toplamı boyunca hiç ağlamadığı kadar ağlamış, kendisine bir türlü gelememişti. Sürekli mutlu, gülen çocuk gitmiş, bambaşka biri gelmişti. Babası tarafından artık sevilmediğini düşünüyordu. Zaten hemen hemen hiç bir başarılı isabeti olmamıştı o gün, bu da onu ayrıca bir başarısızlık duygusuna doğru sürüklüyordu. Öğle uykusunda ilk kez bez takılmayan çocuk kupkuru uyanmıştı aslında. Uyanır uyanmaz, hastanenin acil kapısından giriş yapar gibi tuvalete koştular, yetiştiler ve kurtardılar ama bu başarı onun için yeterli gelmemişti. Sinirleri laşka olmuştu, bu her halinden belli oluyordu. Anne ise, son uzun uykusu olacağının farkında olarak uyudu, çünkü yarın büyük gündü.
5. gün Bu stratejiden hemen vazgeçen anne ve baba güne çok iyi girdiler. 4. gün haricinde yöntemde pek bir değişiklik yoktu, sadece altına yaptığında 'olsun' yerine 'Ben ıslak külot sevmiyorum, seni çok seviyorum ama ıslak külot hiç güzel değil'...vs denildi. Her yarım saatte bir tuvalete oturtulan çocuk, sonunda öğlen vakitlerinde ilk kez tuvalete kaka yaptı ve bu sevinç bayraklar, danslar, şarkılarla görülmeyen bir şölenle kutlandı. Tuvalette kakaya bay bay denirken duygusal anlar yaşandı. Çişini yapar yapmaz ıslanan eşofmanına bakıyor ve 'Annecim kakam geliyo' diyordu. Her ne kadar yaptıktan sonra söylese de, kaka ile çişi karıştırsa da tarihe geçti, söyleyeceği günler yakın demek oluyordu bu. Yine klasik bir çiş zamanı, çiş yapıldıktan sonra, elde pet şişe ve su geçirmez alez ile yarım saatliğine dışarı çıkıldı ama çarşıya uymadı hesap. 1,15 saat sonunda eve varıldı. Hemen çişe koşuldu. Sonuç süperdi, Kaçırma bile yoktu. Gün içerisinde ufak kaçırmalar hariç altına yapmayan çocuk, annenin göğüs kafesinde patlattığı havai fişeklerden habersiz uykuya daldı. Günün gecesi, gece bezi de atıldı. Gece kaç yapacağını merak eden anne, sadece külotla öylece yatırdı. Gecenin bir yarısı, yanında, komple çişe bulanmış çocuğu farkeden ve bundan sonra sırf ıslatıp ıslatmadığını daha erken farkedebilmek için yarım yamalak uyuyan anne hariç, üzerini değiştirirken çığlıklar atan çocuk ve her şeyden habersiz baba, sabaha kadar derin uykuya daldı.
6. gün Sabah ilk çişinden itibaren tüm tuvaletlerini kendi söyleyen çocuk, konu kakaya gelince, usta dedektiflikle, sürekli bir yerlerde ıkınırken yakalanıyor, sonunda kapıya dayanan yumurtasını daha fazla tutamayıp annesinin hızlı manevrasıyla kakayı tuvalete yapıyordu. Çiş yaparkenki gösterinin aksine, kaka yaparken asla kimsenin yanında olmasını istemiyor, kapıyı kapattırıyordu. Söz konusu mahremiyet, evin tüm odalarına yayılmış kokusuyla, manevi dünyamızda derin bir yolculuğa doğru adım atacaktı. Gün içerisinde iki kez 1 er saatliğine gezmeye gidildi. Anne çocuğa güvendi, o da bu güveni boşa çıkarmadı. Kaçırma bile olmaksızın tamamlanan günün gecesinde, geceyi garantiye almak isteyen anne ile çocuk, yanlarında bulundurdukları lazımlığa, üç kez çişe kalktılar. Lazımlığa oturtulmadan önce sıyrılan eşofman ve küloduyla, yarı uykulu ve süper mızmız çocuk, lazımlığın üzerinde tam da iş üzerindeyken uyuyakaldı.
7.gün Her zaman çişini kendi söyleyen çocuk için tuvalet cazibesini yitirmiş, kendisi söylemekten sıkılmıştı. Anne, sallanan bacaklar sayesinde sinyalleri alıp tuvalete götürüyordu. Kucakta oturan çocuk tuvaletini yapmaz efsanesi, babanın kucağında otururken kaka yapmasıyla son bulmuştu. Kendi kendine pantolon ve külot indirme işlemi yapamayan çocuk, lazımlığı gördüğü yere üstüyle başıyla oturup, aslında tuvalete yaptığını düşünüyordu. Yerinde hiç oturamayan çocuğun bu durumunu önceden yakalayabilmek için peşinde koşturan anne bitap düşmüştü. Dayısının ev ziyareti sonucu, dayıyla yan odada oyun oynarken , dayının farkındalık boşluğundan yararlanarak azcık ta olsa kaka kaçamağı yaptı. Bu durumu kendi de ' Kaka tuvalete yapılır, bi daha anneye söylüycem, şeklinde uygunsuz bulan çocuk; işi abartarak 'Kakam geliyor' bahanesiyle uykuya geçiş süresini 1 saate çıkarmıştı. Gece 3 kez çişe kalktılar ve yine kupkuru bir sabaha merhaba dediler.
Hikaye, sene 2013 Aralık 24. gününde başlar. Akşam saatleri olmuştur artık. Tuvaletteki bir anne, bir an önce baba gelse de biraz rahata ersem diye düşünürken, çocuğun 'Banane, ben de çişimi yapacam' şeklindeki cümlesini, o ruh haliye pek te önemsememiş, yine de öylesine ' Hadi gel sen de yap' gibi uyduruk bir sevimlilikle olaydan kaçacağını ummuştu. Çocuk 'Pantolonumu da çıkarcam ama' deyince sarsılan anne, bez çıkarma seansı da törene eklenince girdiği şoktan ancak çocuk lazımlığına çişini yapınca çıkabilmişti. Yoksa zaman gelmişmiydi artık? Uzun zamandır zeminini hazırladığı günün tam da tuvaletle ilgili sevimli bir kaç kitap sipariş edeceği güne denk gelmesi de manidardı. Hissetmişti belli ki.
Aylardır birlikte tuvalet yapıyorlardı zaten. Anneyi dikkatle takip ediyordu çocuk. Üzerinde kıyafetle çiş alıştırmaları yapılan, bazen yemek yenilen, bazense basket potası gibi çok amaçlı kullanıma sahip lazımlık, sonunda asıl maksadıyla kullanılabilecekti demek. Anne daha çoook kitap okuyacaktı, daha daha daha iyi hazırlanacaktı dersine, hatmedecekti, hatta tuvalet blogu kuracaktı belki! Keza öyle bir potansiyeli vardı da ama kısmet olmadı, elindekiyle yetindi. Talep karşı taraftan gelmişti, reddetmek olmazdı. Güle Güle kakalar, Afedersin .oklar, Kusura kalma Lazımlığım gibi kitaplar da olmayıversindi.
Bir önceki kötü deneyimden sonra annenin beynine kazınmış iki şey vardı. Kendini en az yoracak bir yöntem seçecek, notları mota mot uygulamayacak, özgür takılacaktı, yani asla kendini yormayacaktı. Ve tabi ki sabır en önemli anahtar olacaktı.
Birden bire bezsizliğe yüreği dayanamayacak olan anne, bezin üzerine koftiden bir külot giydirmişti çocuğa, kendisini külotlu bilsin diye de aynaya baktırmıştı. Aynada kendisine bakan çocuk çok mutlu olmuş, canım küloduna neler olacağını bilmeden fütursuzca sırıtıyordu. Hareketli dakikalar başlamıştı. Her 10 dk da bir lazımlığa oturuluyor, bez takıldığı anlaşılmasın diye bez ayakta cırtlanıyor, çocuğa bez takılmaya devam edildiği çaktırılmıyordu. Kısa günün karı, sadece bir kaç bilinçsiz isabetti. Henüz anne de çocuk ta kendilerini neyin beklediğini bilemeden güzel bir uyku çektiler.
Dünü saymazsak 1.gün Küçük dayı özlemiyle yanıp tutuşan çocuk, dayının da Afyondan gelmesiyle birlikte soluğu anneannede aldı. Dünü tamamen unutmuş gibiydi. Dün 15 dk da bir hevesle oturan kendisi değilmiş gibi, anneannesinde tuvalete kesinlikle oturmuyor, oyun oynamak istiyordu. Gözden kaçan bir ayrıntı vardı ki, aslında utanıyordu. Akşam üzeri sadece bir kez isabet ettirebildi. Sürekli ayakta bez bağlamak uzun zaman alıyor ve anne her ne kadar anlamadığını düşünse de küçük cin her şeyin farkındaydı. Bu ziyaret kabul edilmediydi ki hiç te iyi bir fikir değildi. Bu işe evde ciddi bir mesai harcanması gerekiyordu
2. gün Bin bir zahmetle uyanır uyanmaz lazımlığa oturulmuştu küçük çocuk. Artık 15 dk da bir 5 -10 dk lazımlığa oturmak işkence halini almaya başlamıştı. Anne, değme Montessoricilere bile taş çıkaran yaratıcılıkla, her oturuşta bir aktivite buluyor, giderek beyni bulanıklaşıyordu. Hayret bir şekilde sabrı gayet yerindeydi. Ve beklenen o an geldi çattı. Bir anda, aniden, yine bir akşam üzeri, bezi de çıkardılar. Evet işte bu kadardı. Lazımlığa her oturtulduğunda çiş yapmak zorunda hisseden çocuk, 15 dk da bir az da olsa çişini yapıyor, 3 dk sonra tamamını arabalı cici küloduna bırakıyordu. Bu adı ona kendisi koymuştu. Arabalı cici küloduna gizli bir sempati beslediği her halinden belliydi. Sırf oturma mantığını öğrensin diye yapılan bu 15 dk da bir işi, zamanla 20-25 dk ya çıktı. Ne zaman, ne kadar çiş yaptığı daha net görebiliyordu artık. Bezi çıkardıktan sonra isabet sayıları ciddi şekilde arttı.
3. gün Dolabın üzerinde duran bezler, annenin kulağına tam da kötü şeyler fısıldarken, çocuk tam da zamanında uyandı, anne silkindi, kendine geldi. Çişini küloduna yapan çocuk' Külodun arabası ağlar' diyerek olaya duygusal bir boyut kazandırmıştı. Anne ise her defasında 'Olsun oğlum, bir dahakine yeşil cici tuvaletine yaparız, diyerek aslında kendini telkin ediyordu. Sabır testinde en yüksek puan rekoru kıran anne, bir sonraki etaba geçmeye hak kazanmıştı.
4. gün Hafta sonuna denk gelen bugün sebebiyle baba kişisi de çiş ritüeline dahil olmuştu.Çocuk, Çiş/kaka geldiğini hiç anlamıyor gibiydi. Olsun bir daha deneriz sözcükleri babaya hafif görünmüştü. Çiş tuvalete yapılmalıydı! Artık geleneksek çiş söyletme yöntemleri kullanılacaktı. Ses tonu yükselmişti, artık'olsun' yoktu. Normalde çok duygusal ve erkek çocuklarında çok sık rastlanılmayacak bir durum olan baba aşığı çocuk, babasının biraz sert çıkışlarına aldırmaz gibi görünse de, akşamki babanne ziyaretiyle birlikte çöküş yaşadı. Ömrü toplamı boyunca hiç ağlamadığı kadar ağlamış, kendisine bir türlü gelememişti. Sürekli mutlu, gülen çocuk gitmiş, bambaşka biri gelmişti. Babası tarafından artık sevilmediğini düşünüyordu. Zaten hemen hemen hiç bir başarılı isabeti olmamıştı o gün, bu da onu ayrıca bir başarısızlık duygusuna doğru sürüklüyordu. Öğle uykusunda ilk kez bez takılmayan çocuk kupkuru uyanmıştı aslında. Uyanır uyanmaz, hastanenin acil kapısından giriş yapar gibi tuvalete koştular, yetiştiler ve kurtardılar ama bu başarı onun için yeterli gelmemişti. Sinirleri laşka olmuştu, bu her halinden belli oluyordu. Anne ise, son uzun uykusu olacağının farkında olarak uyudu, çünkü yarın büyük gündü.
5. gün Bu stratejiden hemen vazgeçen anne ve baba güne çok iyi girdiler. 4. gün haricinde yöntemde pek bir değişiklik yoktu, sadece altına yaptığında 'olsun' yerine 'Ben ıslak külot sevmiyorum, seni çok seviyorum ama ıslak külot hiç güzel değil'...vs denildi. Her yarım saatte bir tuvalete oturtulan çocuk, sonunda öğlen vakitlerinde ilk kez tuvalete kaka yaptı ve bu sevinç bayraklar, danslar, şarkılarla görülmeyen bir şölenle kutlandı. Tuvalette kakaya bay bay denirken duygusal anlar yaşandı. Çişini yapar yapmaz ıslanan eşofmanına bakıyor ve 'Annecim kakam geliyo' diyordu. Her ne kadar yaptıktan sonra söylese de, kaka ile çişi karıştırsa da tarihe geçti, söyleyeceği günler yakın demek oluyordu bu. Yine klasik bir çiş zamanı, çiş yapıldıktan sonra, elde pet şişe ve su geçirmez alez ile yarım saatliğine dışarı çıkıldı ama çarşıya uymadı hesap. 1,15 saat sonunda eve varıldı. Hemen çişe koşuldu. Sonuç süperdi, Kaçırma bile yoktu. Gün içerisinde ufak kaçırmalar hariç altına yapmayan çocuk, annenin göğüs kafesinde patlattığı havai fişeklerden habersiz uykuya daldı. Günün gecesi, gece bezi de atıldı. Gece kaç yapacağını merak eden anne, sadece külotla öylece yatırdı. Gecenin bir yarısı, yanında, komple çişe bulanmış çocuğu farkeden ve bundan sonra sırf ıslatıp ıslatmadığını daha erken farkedebilmek için yarım yamalak uyuyan anne hariç, üzerini değiştirirken çığlıklar atan çocuk ve her şeyden habersiz baba, sabaha kadar derin uykuya daldı.
6. gün Sabah ilk çişinden itibaren tüm tuvaletlerini kendi söyleyen çocuk, konu kakaya gelince, usta dedektiflikle, sürekli bir yerlerde ıkınırken yakalanıyor, sonunda kapıya dayanan yumurtasını daha fazla tutamayıp annesinin hızlı manevrasıyla kakayı tuvalete yapıyordu. Çiş yaparkenki gösterinin aksine, kaka yaparken asla kimsenin yanında olmasını istemiyor, kapıyı kapattırıyordu. Söz konusu mahremiyet, evin tüm odalarına yayılmış kokusuyla, manevi dünyamızda derin bir yolculuğa doğru adım atacaktı. Gün içerisinde iki kez 1 er saatliğine gezmeye gidildi. Anne çocuğa güvendi, o da bu güveni boşa çıkarmadı. Kaçırma bile olmaksızın tamamlanan günün gecesinde, geceyi garantiye almak isteyen anne ile çocuk, yanlarında bulundurdukları lazımlığa, üç kez çişe kalktılar. Lazımlığa oturtulmadan önce sıyrılan eşofman ve küloduyla, yarı uykulu ve süper mızmız çocuk, lazımlığın üzerinde tam da iş üzerindeyken uyuyakaldı.
7.gün Her zaman çişini kendi söyleyen çocuk için tuvalet cazibesini yitirmiş, kendisi söylemekten sıkılmıştı. Anne, sallanan bacaklar sayesinde sinyalleri alıp tuvalete götürüyordu. Kucakta oturan çocuk tuvaletini yapmaz efsanesi, babanın kucağında otururken kaka yapmasıyla son bulmuştu. Kendi kendine pantolon ve külot indirme işlemi yapamayan çocuk, lazımlığı gördüğü yere üstüyle başıyla oturup, aslında tuvalete yaptığını düşünüyordu. Yerinde hiç oturamayan çocuğun bu durumunu önceden yakalayabilmek için peşinde koşturan anne bitap düşmüştü. Dayısının ev ziyareti sonucu, dayıyla yan odada oyun oynarken , dayının farkındalık boşluğundan yararlanarak azcık ta olsa kaka kaçamağı yaptı. Bu durumu kendi de ' Kaka tuvalete yapılır, bi daha anneye söylüycem, şeklinde uygunsuz bulan çocuk; işi abartarak 'Kakam geliyor' bahanesiyle uykuya geçiş süresini 1 saate çıkarmıştı. Gece 3 kez çişe kalktılar ve yine kupkuru bir sabaha merhaba dediler.
Karanlık tünelin sonundaki ışığa ulaşmaya bir adım kala artık hep güzel rüyalara dalacaklardı...
Tuvalet Alışkanlığı-4 / Bir Günden Kısa
Yazar Özge Öztürk TOKEL 12:39 tuvalet alışkanlığı
Her şeyi bilen kadın, araştırmaya devam ediyor. En azından benim için en iyisini yapmaya çalıştığını bilmek beni sevindiriyor. Biraz da bu kitaba göz gezdirsin bakalım, neler var?
Bir Günden Kısa Sürede Tuvalet Eğitimi / RICHARD M. FOXX
Öğrenme üzerine çalışan iki psikoloğun yazdığı bir kitap. Öğrenme güçlüğü çeken bireyler için geliştirilmiş bir programı normal yetenekteki çocuklara uygulanabilirliğini keşfetmişler. Kitap içerisinde birden çok eğitim yaklaşımı kullanılarak, ağır bir eğitim biçimi oluşturulmuş. Şartlanma,pekiştirme,yadsıma ve model alma bunlardan bazıları. Kısmi notlar:
Bir Günden Kısa Sürede Tuvalet Eğitimi / RICHARD M. FOXX
Öğrenme üzerine çalışan iki psikoloğun yazdığı bir kitap. Öğrenme güçlüğü çeken bireyler için geliştirilmiş bir programı normal yetenekteki çocuklara uygulanabilirliğini keşfetmişler. Kitap içerisinde birden çok eğitim yaklaşımı kullanılarak, ağır bir eğitim biçimi oluşturulmuş. Şartlanma,pekiştirme,yadsıma ve model alma bunlardan bazıları. Kısmi notlar:
ISLAK KÜLOT - KURU KÜLOT
Gün içerisinde sıkça çocuğunuzun külodunu
elleyerek "Bak, külodun kuru, kuru külotlar iyidir. Islak külot iyi
değildir" diyorsunuz. Ne kadar sık yaparsanız, o kadar çabuk öğreniyor.
Bir sınırlama yok. Her aklınıza geldiğinde söylüyorsunuz. Bir süre sonra
sormaya başlıyorsunuz; "Külodun kuru mu?". Bakıyor ve evet diyor.
Öğrenmiş demektir, tekrarlamalara devam ediyorsunuz.
"HAYIR"
Beklenen bir son olan altına çiş yapma zamanı geldiğinde, ciddi ve yüksek tonla,
kitaba göre bağırarak, "Hayır"
diyorsunuz. "Islak külodu ben sevmiyorum, baban sevmiyor, anneannen
sevmiyor, hiç kimse sevmez. Seni çok seviyoruz ama, çişini altına yapmanı sevmiyoruz.
Çiş tuvalete yapılır" diyorsunuz. Bu gayet sert ve tavizsiz olmalı.
Yüzünüze bakan iki çift şaşkın, endişeli gözlere kanıp yumuşamak yok.
"seni seviyoruz" demek çok önemli. Kuru kuru bağırmak ya da azarlamak
değil. Mümkünse aynen bu cümlelerle tepkinizi veriyorsunuz. "Bak
bakalım külodun kuru mu?" diye soruyorsunuz, cevap almadan "Kuru
değil, ıslak. Islak külot iyi değildir. Gidip değiştir" diyorsunuz.
KENDİNİ TEMİZLE, KENDİN TEMİZLE
Kendi ıslak külodunu çıkartıyorsunuz, kirliye koyuyor, yenisini
alıyor ve giymesini sağlıyorsunuz. Bu işlemler sertçe yapılmıyor, bu aşamada
azarlamak kızmak yok. Sadece değiştirmesini sağlıyorsunuz. Devamında haydi
bakalım şimdi temizlik zamanı diyerek, eline bir bez veriyorsunuz ve çiş
yaptığı yeri kendince temizlemesini sağlıyorsunuz. Yapabildiği kadar, siz asıl
temizliği yapacaksınız fakat sizin temizlediğinizi görmemeli. Bu sefer
"temizleyemedim" ya da "başaramıyorum" duygusunu
pekiştirmiş olursunuz. O temizledikten sonra çaktırmadan siz temizliyorsunuz.
Tuvalet Alışkanlığı-3 / Harvey Amca Yaklaşımı
Yazar Özge Öztürk TOKEL 12:34 tuvalet alışkanlığı
Eğer
çocuk gelişimi hakkında kitaplar okumaya meraklıysanız, bunu da mutlaka
okumuşsunuzdur. Tuvaletle ilgili bölümü özetleyelim, bakın
orada tuvalet eğitimi ile ilgili neler yazıyor:
Mahallenin En Mutlu Yumurcağı / Dr. HARVEY KARP
Zamanlama:
1.Gittikçe daha
fazla evet diyorsa,
2.Yürümek artık
heyecan verici bir olay değilse ve bir köşede oturabiliyorsa,
3.Kaka ve çiş
için kullandığı kelimeler varsa,
4.Sizi taklit
etmeyi seviyorsa,
5.Derli toplu
ve temiz olmak, nesneleri gruplandırmak ve organize etmek ilgisini çekiyorsa
hazırdır.
İlk uyarılar:
*2 yaş çocuğu baskıyı sevmez. O
nedenle baskı yok.
*Çişin nasıl geldiğini anlatmamız
zordur. Bunun yerine çişini yapınca sifonu çeken çocuk , bir dahaki sefere
çişinin geldiğini söyleyecektir.
Başlarken:
Tarih Öncesi Ebeveynlik Yoluyla
Tuvalet Eğitimi:
-Yukarıda
sayılan belirtilerden 2-3 tanesini gösteriyorsa; çok erken demeyin.
-Tuvaleti
eğlenceli bir yer haline getirin. Örneğin kitaplardan hoşlanıyorsa, tuvalette
çok ilginç ve eğlenceli kitaplar okuyun.
Bebek adımları yaklaşımını
kullanın.
1. Çiş yok kaka yok rutiniyle
başlayın: Öncelikle çocuğu tuvalete alıştırmak için, ister
giyinik, isterse çıplak popo ile oturtmasını sağlamak gerekli. Çocuğunuzun
kakasını yaptığı saatte, “Kaka kitabını okuma zamanı geldi”. Belirli bir düzen
içinde yaşamayı seven bir çocuğunuz varsa, bu rutin hoşuna gidecek ve tuvalete
gidecektir. Kitap okumaya ilk gün 1 dakika ile başlayın. Saatin alarmını bir
dakikaya kurun ve 1 dakika boyunca keyifle kitap okuyun. Alarm çalınca
kalkmasına izin verin. Bu süreyi gittikçe 2-3 dakikaya kadar uzatın
2.Hiçbir şey
yapmasa bile sadece tuvalette oturduğu için ödüllendirin: Alarm
çaldığında ona bir şey “yapmamış” bile olsa ödül verin. Yıldız tablosu
yapabilirsiniz. Ama gün içerisinde başka davranışlarına da yıldız verin ki
baskıyı yalnızca tuvalet konusunda hissetmesin.
3.Son: Sade
olun. Çocuğunuz çişini kakasını yaparsa -ki eninde sonunda bunu yapacaktır- tuvalette oturmasını abartılı bir şekilde övebilirsiniz ancak
tuvalette sakin olun. Tuvaletini yapan çocukları alkışlamak ya da onlar için
büyük kutlamalar yapmak genelde geri teper. Hatta utangaç çocuklar,
herkesin kendisini takip ettiğini düşündüğü için, bir daha denemek konusunda
tereddütlü davranabilir. Endişeli çocuklar sizi
hayal kırıklığına uğratmaktan korkar. Hareketli çocuklar,
tuvalet eğitiminin sizin için ne kadar önemli olduğunu anlayıp, size
kızdıklarında bunu yapmaktan vazgeçerler.
* Altına kaçırdığında bağırmak
yerine, “Hadi gel altını temizleyelim de
kitabımıza geri dönelim” diyebilin.
* Kakasının yumuşak olduğundan emin
olun. Çocuklar 2 yaşına geldiğinde genellikle kabız olurlar.
* Yaptığı olumlu davranışları
yüksek sesle överek, evdekilere anlatın.
Eğer çocuğunuz kakasını
tutuyorsa nedenleri şunlar olabilir:
-Bir kez canının yanması ve tekrar
canının yanacağından korkması.
-Kızgınlık, kardeşiyle rekabet veya
kontrol etmeye çalıştığı başka bir duygu.
-Kaka yapmayıp sizi hayal
kırıklığına uğratma korkusu.
-Mahremiyet olmaması ( Genellikle
anaokulunda yaşanan bir sorun )
-Sifonla beraber tuvalette kaybolma
korkusu.(Çocukların uzamsal muhakemesi zayıftır. Vücudundan daha küçük yerlere
saklanma isteği bundan kaynaklanır. Bazı şeyler tuvalete düşüp yok olabildiğine göre, ben de
düşüp kaybolabilirim korkusu yaşıyor olabilir.)
-Ayaklarını yere sağlam basamadığı
için dengesini kaybetme ve düşme korkusu. Yukarıdaki korkuyu tetikleyebilir.
Ayağını basacağı oturaklar tercih ederek ıkınmasını ve korkularını azaltmasını
sağlayabilirsiniz
-Tutma davranışı az rastlanan tıbbi
sorunlar olabilir. Eğer 3 günü geçen tutmalar ve anormal / tuhaf davranışlar
varsa bir doktora danışın notunu ekliyor.
Eğer tuvaletini söylemiyorsa
aşağıdaki nedenleri gözden geçirin:
-Kardeş mi geldi?
-Odasını yeni mi ayırdınız?
-Okul mu değiştirdi?
-Taşındınız mı?
-Aileden biri mi öldü?
-Evde huzursuzluk mu var?
-Televizyonda onu korkutan bir şey
mi gördü?
Böyle bir durumda çiş kakadan hiç
bahsetmeyin Çocuğunuzu tuvalette giysileriyle bile otursa ödüllendirmeye
çalışın.
Tuvalet alışkanlığı-2 / Yine Tracy
Yazar Özge Öztürk TOKEL 12:30 tuvalet alışkanlığı
Diğeri bebeklikti, şimdi çocukluğa geçtik. Bebek kalmak varmış şu hayatta! Bu kitapta detaylardan çok işin ana mantığı mevcut. Buyrun bakalım:
Çocukluğa
Geçiş Sorunlarına Mucize Çözümler / TRACY HOGG
*Dünyadaki aile
sayısı kadar tuvalet eğitimi kuramı vardır. Zorlama yerine, destek verme
kuramı. Gözlemleyin ve Çocuğunuz bedeni ve zihni hazır olunca ve
kaçınılmaz ebeveyn/çocuk mücadeleleri başlamadan önce tuvalet eğitimi için
en uygun zamana karar verin. Çoğu çocuk için, bu on sekiz ay iki yaş arasıdır.
Ancak yine de çocuğunuzu izleyin.
H.E.L.P
-Hold yourself back-
- Geri çekilip izle
-Encourage
exploration – Keşfi destekle
-Limit
– Limit koy
-Praise –
- Öv
H. Çocuğunuzdan
hazır olduğuna dair sinyaller alana dek geriden izleyin. İyi izlerseniz bunu
anlarsınız. Bazı çocuklar hareketsiz otururlar. Ikındıklarını yüzlerinin
kızarmasından anlarsınız. Veya alt bezlerini işaret edebilirler. Çocuğunuzun
işaretlerine bakın. Yirmi bir aylık çocukların çoğu bedensel işlevlerinin
farkına varırlar. Bu on beş aya kadar inebilir. Kızlar erkeklerden daha çabuk
olgunlaşabilirler ama bu bir yasa değildir.
E. Bedensel
işlevlerini sözlere ve eylemlere bağlaması konusunda çocuğunuzu destekleyin.Örneğin, bezini işaret ederse
şöyle konuşun: “Altın ıslanmış. Altını değiştireyim mi?” Altını ne zaman
değiştirirseniz, bu olayı ona açıklayın. “ah altın ıslanmış. Çiş yapmışsın.”
Kaka yapmışsa, siz bunu tuvalete dökerken görsün. Atılabilen bezler katlanıp
çöpe atılırlar. Bunu kullanmamanızda yarar var, çünkü çocuk ne olduğunu göremez.
Hatta çocuğunuza sizin nereye çiş yaptığınızı gösterin.
Lazımlığın önüne
sevdiği bir oyuncak koyun. Bu işi yapmaya sabah uyandıktan biraz sonra
başlayın. Onunla konuşun, oyuncakla oynamasına izin verin. Bir şeyler içtikten
20 dakika kadar sonra lazımlıkta oturtabilirsiniz. Her halükarda eğlenceli bir
ortam hazırlayın. Ona kitap okuyun. Okurken rahat olmasını ve bu olayı
sevmesini sağlayın. Oturup beklerseniz, çocuk bunu bir talep olarak
algılayacaktır.
L. Lazımlık
zamanına sınır koyun. Başta iki-üç dakikayı geçmesin. Eğer lazımlık deneyimi sıkıntılıysa
mücadele başlayacaktır. Derin bir nefes alın, sizde gerilmeyin. Çocuğunuzu da
rahatlatın. Çocuğunuzu bir performans için zorlamıyorsunuz, ona öğretiyorsunuz.
Çiş veya kaka yapınca onu övün ve olanı anlatın: “Aferin, çişini yaptın.”
Oturaktan kaldırırken: “işi bitirdin.” Kalkmak istemezse, kızmadan onu oradan
kaldırın. Şunları yaparak çocuğunuzun oturak deneyiminden sıkılmasını
engelleyin: a. Lazımlığa sık oturtmayın, b. Uyandığında huysuzsa oturtmayın, c.
Direniyorsa oturtmayın.
P.Övün ve
tuvalet kağıdı verin. Tuvaletini lazımlığa yapan çocuğunuzu övün –yalnızca oturduğunda
değil. Burada aşırı tezahürata izin var. Sonra, lazımlığı beraberce dökün ve
bunu bir oyun haline sokun. Aşırı açıklamalardan kaçının. Çocuğun anlayış
seviyesini aşmayın. Bazı çocuklar kendilerini öven ebeveynleri önemserken,
diğerleri önemsemez.
Lazımlık
başarısının 4 P’si
Potty
(Lazımlık): Çocuğa
uygun olmalı
Patience
(Sabır):Çiş
veya kak yapmayınca acele etmeyin, kızmayın. Her çocuğun kendi gelişim hızı
vardır.
Practice
(Pratik): Çocuğunuza
ne kadar gerekiyorsa.
Presence
(Beraber olmak): Onunla beraber olun ve onu eğlendirin.
Kız/erkek iç
giyimi: Günde üç kez lazımlığa gitmeye başlayan çocuğunuza, gündüz normal iç
çamaşırı giydirin. Altına kaçırırsa sorun yapmayın. Azarlamayın. Altını
değiştirin
Çocuğunuz sürekli gelişiyor. Sabırlı olun. Acele etmek yerine, sürece inanırsanız siz de çocuğunuz da mutlu olursunuz. Her gelişimi kabul edin ve zor aşamalarda sabır gösterin.
Tuvalet alışkanlığı-1 / Tracy Teyze'den inciler
Yazar Özge Öztürk TOKEL 04:50 tuvalet alışkanlığı
Tuvalet konusu ile ilgili bir takım kitaplara değinecekmiş annem. Kendisi tam bir Tracy hayranı olduğu için önce onunla başlayacak sanırım, elinde o kitap var uzun zamandır çünkü. Aslına bakarsanız ben de seviyordum o kitabı bir aralar, bire bir uygulamak mümkün olmasa da onun sayesinde benim iç dünyama ulaşmayı başarıyordu diyebilirim ama şimdi sevmiyorum. Baksanıza, tuvaletle ilgili bölümü okur okumaz, 2 yaş krizine yakalanmadan şu işi bitirelim diye girişiverdi hemen. Hem yazın parklarda oynamak varken bu iş için niye evde tıkılalımmış! Güya beni öyle etkilemeye çalışıyor. Çok canım sıkkın çoook. 18 aylıkken yaşadığımız olayı boşa yazmamış anlaşılan, alt yapı hazırlıyormuş ta haberim yok. Ne alt yapısı ya! Tünel kazmış ta ruhum duymamış. Nefret ediyorum ben bu bezsiz bebek olayından. Ne güzel, iyiydim ben böyle. Neyse ben anneme bırakayım bilgisayarı , o arada da yıldırma/yıpratma operasyonlarım ile ilgili biraz düşüneyim...
Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler / TRACY HOGG
* Nasıl yürümek, kendi kendine yemek birden bire olmuyorsa, bunları gerçekleştirmek için zaman ve emek gerekiyorsa, tuvalet için de aynı şey geçerli. Bu da bir gelişim aşaması ve birden bire olması beklenemez.
Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler / TRACY HOGG
* Nasıl yürümek, kendi kendine yemek birden bire olmuyorsa, bunları gerçekleştirmek için zaman ve emek gerekiyorsa, tuvalet için de aynı şey geçerli. Bu da bir gelişim aşaması ve birden bire olması beklenemez.
*İstatistikler tuvalet eğitimi alan çocukların yaşlarında belirgin bir artışı ortaya koymuş. Mesela 1960 larda çocukların %92 si 18 aydan küçükken eğitimi tamamlamış. 2000 lerde ise bu oran %25 ten daha az. Çok şaşırtıcı!
*9 aylıkken başlanmasını tavsiye ediyor.( oturması hangi aya denk geldi ise )
* Çocukların kendisi , eğitime başlamak için en güzel işarettir. Bizler işaretlere gereken önemi vermeyiz veya cesaretlendirmeyiz. Tuvalet eğitimine başlamak bize son derece bunaltıcı ve zaman alıcı gelir, hep bekleyebilir az daha deriz. Oysa ki sorun gereğinden fazla bekleyişimizden kaynaklanır.
*Tuvalet eğitiminde geleneksel inancın çok yaygın olması (2 yaştan önce başlamayın nakaratı) ve bez sanayisinin kapitalist yaklaşımı sebebiyle anne ve babalar kendi gözlemlerini ve bilgilerini göz ardı eder oldular. 9 ay tuvalet eğitiminde çok erken bir dönem değildir.
*Bir çocuğun eğitim için hazır olduğuna dair bir kaç belirtiyi göstermesi yeterlidir. Bunlar:
*Bir çocuğun eğitim için hazır olduğuna dair bir kaç belirtiyi göstermesi yeterlidir. Bunlar:
- gün içerisinde 2 saat boyunca ve gündüz uykularından sonra kuru oluyor
- bağırsak hareketleri düzenli ve tahmin edilebilir zamanlarda gerçekleşiyor.
- yüz ifadesi, duruşu, sözleri ile çiş veya kaka yapabileceğini belli ediyor
- basit komutlara cevap veriyor
- banyoya girip çıkıyor ve soyunurken yardımcı olabiliyor
- altına yaptığında kendini rahatsız hissediyor be değiştirilmesini istiyor
- tuvaleti veya oturağı kullanmak istediğini söylüyor
- büyüklerin iç çamaşırlarından giymek istiyor
*Tuvalete gitmeyi günlük rutinin bir parçası haline getirin. Yemek, aktivite ve uykuya nasıl vakit ayrılıyorsa tuvalete de ayırın.
*Taşınma, boşanma, yolculuk, hastalık, çok sıkı çalışma hayatı gibi sebepler varsa gündemde, eğitime başlamayı erteleyin.
*Tuvalet eğitimi, küçük bir çocuk için heyecanlı (etrafa saçılacak bir sürü su var:) , anne baba için tam tersi bir deneyimdir. Tuvaletini yapıp yapmaması sizin için çok önemli olsa da onun için çok ta önemli değildir. Ama eninde sonunda yapacak, destekleyin.
*Tuvalet eğitimi, küçük bir çocuk için heyecanlı (etrafa saçılacak bir sürü su var:) , anne baba için tam tersi bir deneyimdir. Tuvaletini yapıp yapmaması sizin için çok önemli olsa da onun için çok ta önemli değildir. Ama eninde sonunda yapacak, destekleyin.
*Her ne yapıyorsanız yapın, planladığınız şeyi hiç değiştirmeyin, çocuğun aklını karıştırmayın, sabırlı olun.
9-15 AY ARASI
Çocuğunuz kendi kendine oturabilecek kadar büyümüşse başlamak için hazırdır.
Tuvalet eğitimini onun öğrenmesi gereken bir sürü beceriden biri gibi düşünün. Göz korkutucu bir görev gibi görmekten çok , önünüze konan ilginç bir hedef gibi görün.
Bu aylardaki çocuklar nadiren direnirler. sizi sevindirmek için çok heveslidirler.
Bu aylarda genellikle aynı saatlerde kaka ve sıvı aldıktan sonra 20-30 dk sonra çiş yaparlar.
Alınacaklar
Bu aylarda genellikle aynı saatlerde kaka ve sıvı aldıktan sonra 20-30 dk sonra çiş yaparlar.
Alınacaklar
* Ek bir aşamayı atlatmak için direkt olarak klozet adaptörü ile başlayın. Ayrıca kendini güvende hissettirecek ve kakasını yaparken kolaylık sağlaması için ayak taburesi alın.
* Not etmek için bir not defteri edinin. Rutini gözlemleyin. Çiş veya kaka yapmadan önce nasıl bir hal aldığını gözlemleyin. Meme emmeyi kesiyor olabilir, yürümeyi durdurabilir, yüzüne komik bir ifade gelebilir, kuytu köşelere saklanabilir, bezine dokunarak içerisinde ne olduğunu anlamaya çalışabilir.
PLAN:
-İlk haftalarda çocuğunuz uyanır uyanmaz onu tuvalete oturtun. Bunu sabah ritüelinin bir parçası yapın. Uyandığında odasına girer girmez ona kocaman bir öpücük verin, perdeleri açın ve ' Günaydın, benim oğlum nasıl bu sabah? 'deyin ve onu yatağından çıkarın ve hiçbir soru sormadan (Tuvaletin var mı, çiş var mı...vs) 'Şimdi tuvalet vakti' deyin.
-Gece bezini ıslatmış olabilir, uyandığında klozete yapabilir ya da yapmayabilir. Onu yine de klozetin üzerinde sadece bir kaç dakika oturtun( asla 5dk dan fazla olmasın )siz de aynı şekilde tabureye oturun Kitap okuyun, şarkı söyleyin, o gün neler yapacağınızı konuşun. Çiş yaparsa' Aa bak anne gibi çişini yapıyorsun ve çişini tuvalete yapıyorsun' deyin ve onu abartılı şekilde övün. Kişiye değil eyleme övgüden bulunun 'Aferin çişini tuvalete yaptın '( aferin sana değil ) Çiş yapmazsa yeni bir bez takın ve kahvaltı yapın
-Sıvı aldıktan 20 dk sonra tekrar deneyin. Her zaman aynı sözcükleri kullanın' Hadi tuvalete gidelim, şimdi bezini çıkaralım, sana yardım edeyim'
- Çocuğunuz bir iki hafta içerisinde eğitimi tamamlayamaz ama çağrışım yapması çok kolay olacak ve tüm bu olan bitenin çok eğlenceli olduğunu düşünecek
-Bir hafta boyunca gün içerisinde kuru kalabilmeyi başardığı zaman - kazalar olmaksızın- bez atılıp külota geçilmeli ( gece külodu, alıştırma külodu değil, normal külot )
- İki hafta boyunca geceleri altını ıslatmıyorsa, gece de küloda başlayın. ( aylar sürebilir )
16-23 AY ARASI
Mesane büyümüştür, eskisi kadar sık çiş yapmaz. kaslar üzerinde daha fazla kontrole sahiptir
Hala sizi mutlu etmek onun hoşuna gidiyor, 2 yaş krizi gelmemiştir
Kendi külodunu kendi seçsin, anne ve babanınkiyle aynı olduğunu vurgulayın.
Eğitime başlamadan önceki ay bezini 40 dk da bir değiştirin ki kuru olmanın nasıl bir duygu olduğunu öğrensin
Bu aylarda genelde, bir şeyler içtikten 40 dk sonra çiş yaparlar
Farkındalığı arttırın ( Mesela kakasını yapıyorken, ' Aa, kakanı yapıyorsun' bezini çekiştiriyorsa, 'Altını ıslatmışsın, gel değiştirelim'...)
Bezine kakasını yaptığında, kendisini de banyoya götürüp kakayı tuvalete boşaltın ve sifonu çekin. Kakanın nerede olması gerektiğini öğrenir.
İşe yarayacaksa, sevdiği oyuncaklara tuvalete oturtun ama sizden görmesi daha etkili olacaktır
2 yaşa yakın bir dönemde başladıysanız dirençle karşılaşmaya hazır olun
Alınacaklar
*Sadece banyoda okuyacağı, tuvalet eğitimi ile ilgili olan kitaplar, başka hoşlandığı kitaplar
*En az 8 çift külot
*Klozet adaptörü ve taburesi
PLAN:
- Uyanır uyanmaz tuvalete götürün, sonrasında bezlemeyin, iç çamaşırını giydirin.(alıştırma külodunun bezlerden pek farkı yok, Kaza yaptığında kendini ıslak hissetmesi önemli )
- Yemeklerden ve ara öğünlerden yarım saat sonra tuvalete götürün
- Hiç bir zaman 'Tuvalete gidelim mi?' demeyin. Bu aylarda zaten her şeye cevapları hayır olacaktır. Tuvalet zamanı deyin, soru sormadan oturtun. Döndüğümüzde .... oynarız diyerek teşvik edin.
- Oyun oynuyorsa, kendince önemli bir şeyler yapıyorsa, yarıda kesip tuvalete götürmeyin, bitirmesini bekleyin, tepki oluşturmayın, onlar için oyun çok önemli
- 5 dakikadan fazla asla oturtmayın, siz de yanında olun, dikkatini asıl olaydan başka yerlere çekin, zorlamayın
- Kaza yaparsa büyütme, sorun değil, bir dahakine tuvalete yaparsın deyin. Altına kaka yaptıysa kakayı tuvalete dökün ' Bu seferlik tuvalete ben atayım'
- Kötü kokulu, pis gibi sözcükler kullanmayın
2-3 YAŞ VE SONRASI
Artık daha bağımsız ve becerikliler
Anne - babalarını sevindirmek çok fazla ilgilerini çekmez
İşe yarıyorsa ödüllendirebilirsiniz (Sadece sizin sözünüzü dinleyip tuvalete otursun diye değil, sadece tuvaletini yaptığında ) Ceza asla vermeyin, hem hiç bir işe yaramaz hem de yatak ıslatma ve tuvalet korkusu gibi ciddi sorunlara yol açar.
Direnişleri hazır olmadıklarından değil, bulundukları yaşa özgüdür.
Ne olup bittiğinin tamamen farkındalar, sürekli başlayıp bitirirseniz, bu eğitim , onun size istediklerini diretmesi için harika bir yol haline gelir. İstikrar önemli
Çok fazla karşı koyarsa 1-2 gün ara verin. (1-2 hafta ara verirseniz tekrar başladığınızda daha çok dirençle karşılaşırsınız) zorlamayın ama pes etmeyin
Tuvalete hiç bir şey yapmazsa çabasını taktir etmeyin, ödüllendirmeyin, yarım saat sonra tekrar deneyin. O arada altını ıslatırsa büyütmeyin. Kaka yaptıysa onu kıyafetleriyle küvete sokun ve giysilerini ve kendisini yıkamasını sağlayın( Bunu ceza gibi algılanmasın, bunu sadece yaptığının bir sonucu olarak görsün, siz sadece yardımcı olun, temizliği kendi yapsın. Banyodayken uzun uzun konuşma ve küçük düşürücü sözler söylemeyin
Altına yaptıysa bu gerçekten bir kaza mı? yoksa bilerek mi bekledi? takip edin. Bilerek bekledi ise daha çok ilgiye ihtiyacı var demektir, birlikte daha çok zaman geçirin
Seçenek sunun 'Tuvalete önce ben mi gireyim, yoksa sen mi girersin?' veya 'Tuvalette otururken ben mi sana kitap okuyayım yoksa sen mi kitaba bakarsın?
İki hafta boyunca altını ıslatmadıysa, küloda geçin.Yatmadan önce çok sıvı tükettirmeyin
Kimseye tuvalet eğitimine başladığınızdan söz etmeyin, sürecin tamamlanmasını bekleyin ve büyük başarı sonunda duyuru yapın:)
Diğer kitaplardaki görüşler:
-Bir hafta boyunca gün içerisinde kuru kalabilmeyi başardığı zaman - kazalar olmaksızın- bez atılıp külota geçilmeli ( gece külodu, alıştırma külodu değil, normal külot )
- İki hafta boyunca geceleri altını ıslatmıyorsa, gece de küloda başlayın. ( aylar sürebilir )
16-23 AY ARASI
Mesane büyümüştür, eskisi kadar sık çiş yapmaz. kaslar üzerinde daha fazla kontrole sahiptir
Hala sizi mutlu etmek onun hoşuna gidiyor, 2 yaş krizi gelmemiştir
Kendi külodunu kendi seçsin, anne ve babanınkiyle aynı olduğunu vurgulayın.
Eğitime başlamadan önceki ay bezini 40 dk da bir değiştirin ki kuru olmanın nasıl bir duygu olduğunu öğrensin
Bu aylarda genelde, bir şeyler içtikten 40 dk sonra çiş yaparlar
Farkındalığı arttırın ( Mesela kakasını yapıyorken, ' Aa, kakanı yapıyorsun' bezini çekiştiriyorsa, 'Altını ıslatmışsın, gel değiştirelim'...)
Bezine kakasını yaptığında, kendisini de banyoya götürüp kakayı tuvalete boşaltın ve sifonu çekin. Kakanın nerede olması gerektiğini öğrenir.
İşe yarayacaksa, sevdiği oyuncaklara tuvalete oturtun ama sizden görmesi daha etkili olacaktır
2 yaşa yakın bir dönemde başladıysanız dirençle karşılaşmaya hazır olun
Alınacaklar
*Sadece banyoda okuyacağı, tuvalet eğitimi ile ilgili olan kitaplar, başka hoşlandığı kitaplar
*En az 8 çift külot
*Klozet adaptörü ve taburesi
PLAN:
- Uyanır uyanmaz tuvalete götürün, sonrasında bezlemeyin, iç çamaşırını giydirin.(alıştırma külodunun bezlerden pek farkı yok, Kaza yaptığında kendini ıslak hissetmesi önemli )
- Yemeklerden ve ara öğünlerden yarım saat sonra tuvalete götürün
- Hiç bir zaman 'Tuvalete gidelim mi?' demeyin. Bu aylarda zaten her şeye cevapları hayır olacaktır. Tuvalet zamanı deyin, soru sormadan oturtun. Döndüğümüzde .... oynarız diyerek teşvik edin.
- Oyun oynuyorsa, kendince önemli bir şeyler yapıyorsa, yarıda kesip tuvalete götürmeyin, bitirmesini bekleyin, tepki oluşturmayın, onlar için oyun çok önemli
- 5 dakikadan fazla asla oturtmayın, siz de yanında olun, dikkatini asıl olaydan başka yerlere çekin, zorlamayın
- Kaza yaparsa büyütme, sorun değil, bir dahakine tuvalete yaparsın deyin. Altına kaka yaptıysa kakayı tuvalete dökün ' Bu seferlik tuvalete ben atayım'
- Kötü kokulu, pis gibi sözcükler kullanmayın
2-3 YAŞ VE SONRASI
Artık daha bağımsız ve becerikliler
Anne - babalarını sevindirmek çok fazla ilgilerini çekmez
İşe yarıyorsa ödüllendirebilirsiniz (Sadece sizin sözünüzü dinleyip tuvalete otursun diye değil, sadece tuvaletini yaptığında ) Ceza asla vermeyin, hem hiç bir işe yaramaz hem de yatak ıslatma ve tuvalet korkusu gibi ciddi sorunlara yol açar.
Direnişleri hazır olmadıklarından değil, bulundukları yaşa özgüdür.
Ne olup bittiğinin tamamen farkındalar, sürekli başlayıp bitirirseniz, bu eğitim , onun size istediklerini diretmesi için harika bir yol haline gelir. İstikrar önemli
Çok fazla karşı koyarsa 1-2 gün ara verin. (1-2 hafta ara verirseniz tekrar başladığınızda daha çok dirençle karşılaşırsınız) zorlamayın ama pes etmeyin
Tuvalete hiç bir şey yapmazsa çabasını taktir etmeyin, ödüllendirmeyin, yarım saat sonra tekrar deneyin. O arada altını ıslatırsa büyütmeyin. Kaka yaptıysa onu kıyafetleriyle küvete sokun ve giysilerini ve kendisini yıkamasını sağlayın( Bunu ceza gibi algılanmasın, bunu sadece yaptığının bir sonucu olarak görsün, siz sadece yardımcı olun, temizliği kendi yapsın. Banyodayken uzun uzun konuşma ve küçük düşürücü sözler söylemeyin
Altına yaptıysa bu gerçekten bir kaza mı? yoksa bilerek mi bekledi? takip edin. Bilerek bekledi ise daha çok ilgiye ihtiyacı var demektir, birlikte daha çok zaman geçirin
Seçenek sunun 'Tuvalete önce ben mi gireyim, yoksa sen mi girersin?' veya 'Tuvalette otururken ben mi sana kitap okuyayım yoksa sen mi kitaba bakarsın?
İki hafta boyunca altını ıslatmadıysa, küloda geçin.Yatmadan önce çok sıvı tükettirmeyin
Kimseye tuvalet eğitimine başladığınızdan söz etmeyin, sürecin tamamlanmasını bekleyin ve büyük başarı sonunda duyuru yapın:)
Diğer kitaplardaki görüşler:
Tuvalet eğitimi/alışkanlığı
Yazar Özge Öztürk TOKEL 11:48 tuvalet alışkanlığı
Tuvalet eğitimi mi? Cık cık! Başlık bir kere yanlış, neyi, kimi eğitiyorsunuz? Bu, bana ve arkadaşlarıma yapılan büyük bir hakarettir. Tuvalet eğitimi hayvanlara verilir, insanlara ise alışkanlık kazandırılır. Şuna tuvalet alışkanlığı deyin de tatlıya bağlayarak başlayalım konuşmaya. Yoksa salonun en güzel köşesine 'Bi ortaya karışık'...Bitersiniz, benden uyarması
Efendim, herkesin şahsına münhasır bir tuvalet gelişimi var, benim ki de onlardan biri. Çok uzun zamandır annem beni alıştırmaya çalışır durur. Almışlar bir lazımlık ( neyime lazımsa !), yeni bir oyuncak zannettim. Konuşmaların içeriği .oka doğru kayınca anladım, bu şey oyuncak değil. ''Aman da bak, bebek ne kadar güzel çişini yapıyormuş, aa bak poposunu da sildik, güzel kakalar, tatlı kakalar, bak baba da yapmış tuvaletini, aferin sana baba, ne kadar da güzel başardın, bravo''... Evde bir bayram havası, hadi el ele tutuşup sevinelim, coşalım. Yok yok, daha fazla anlatamayacağım! Düşündükçe sinirleniyorum. Çocuk mu zannediyorlar bunlar beni? Size unutulmaya yüz tutmuş bir anımı anlatayım iyisimi.
18 aylıkken radikal bir kararla, bezim annem tarafından zorla çıkarıldı ve ben külot giymeye zorlandım. O külot, tabi ki üzerime giydirildiği gibi kuru olarak kalmadı. Normal zamanlarımda, kakaların bezden dışarı akmasının, çişimin kapasitesini doldurarak bezden çıkıp iç çamaşırını ıslatmasının bile beni rahatsız etmediği düşünülürse, evet, tahmin ettiğiniz gibi aynı şeyi küloduma yapmak ta beni rahatsız etmedi. 10 dk da çişini yapan ben, kaloriferin üzerinde duran ıslak külotlarım ve annemin sıyrılmaya az kalmış sinirleri ile süper bir voltran oluşturmuştuk. Olmasına vardı bir terslik ama bana kalırsa o terslik sadece annemdeydi. Neden bezi çıkardı ki şimdi? Anlam veremiyordum. Her 5 dk da bir, binbir dil dökerek lazımlığa oturuyor, lazımlıktan kalktığım 2 dakika içerisinde çişimi altıma yapıyordum. Valla bilerek yapmıyordum. Gözlerimle gördüklerim hariç, alt tarafımda olan bitenle ilgili hiç bir fikrim yoktu. Sürekli bir bekleme halindeydik çünkü üçerden on sekiz kere yıkanan külotların kuruması gerekiyordu. Çişimin gelip gelmediğini yüzümden anlaması için sürekli yüzüme bakıp peşimde dolanıyor, kuytu köşelere yapma hayallerimin önüne geçiyordu. Evimizde bilimum köşelerde oluşan göletler ile banyo arasında bilmem kaçıncı Avrasya maraton koşusu yaşanıyordu.
Akşama doğru, giyeceğim pijama kalmayınca, külotla evin içinde dolanıyorken, birden bacaklarımın arasından yere doğru inen sıcak bir sıvı hissettim, tam anlamıyla şok oldum, bakakaldım. An işte o andı, fırsattan istifade annem artık bana pijama giydirmedi anlayayım diye! Pijama da gidince, foyam ortaya çıkmıştı. Off, evet açıklıyorum, anlamıştım ben çoktan çişin benden geldiğini ama tutmayı bilmiyordum işte. Her şeyi söyleyecek kadar büyümüş olabilirdim ama bu fizyolojik bir şeydi ve ben tutamıyordum ne yapayım. Belki devam etsek alışabilirdim, alışırdım da çok büyük ihtimal. Ama annem, zamanı var daha demek ki diyerek fazla üstelemedi. Sabah 9.00 da babam halıların kaldırılması ile başlayan serüven, akşam 5.30 gibi cinnete 5 kala son bulmuştu. Ohh, başladığı gibi bitmişti, aniden... Bezin gözünü seveyim. O günden sonra yaklaşık bir hafta kadar, bezime çişimi yapıyorken yere eğilip baktım, yine göl oldu mu diye. Halime gülsem mi ağlasam mı ben de bilemedim.
Bir kaç ay sonra tekrar başlamak üzere, annem konunun üzerine kalııııın bir sünger çekti. Tabi ben de o süngerin üzerine yapmaya devam ettim;)












